KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/9387 E., 2008/10528 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
521 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.09.2007 gününde verilen dilekçe ile yola ve taşınmaza elatmanın önlenmesi, kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 10.04.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, bilirkişinin 06.12.2007 tarihli krokisinde kırmızı ile ... köy boşluğu olarak saptanan ve yol olarak kullanılan yere davalılardan Hacı ...’nın traktör römorku ... etmek ve cam dökmek suretiyle krokide yeşille boyanan 156 parsel çap kaydı kapsamında kaldığı anlaşılan yere ise diğer davalı ...’in yoldan yararlanmayı engellemek suretiyle vaki müdahalelerinin meni istemiyle açılmıştır.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiş bilirkişi krokisinde kırmızı ve yeşil ile boyanan taşınmaz bölümlerine vaki davalıların elatmasının önlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden bilirkişi krokisinde yeşille taralı taşınmaz bölümünün 156 parsel sayılı taşınmaz çap kapsamında kaldığı, kayıt maliklerinin ise davalı ..., ... ..., ... oğlu ... ... olduğu anlaşılmaktadır. Kısaca söylemek gerekirse, mahkemenin elatmanın önlenmesine karar verdiği taşınmaz bölümü yol olmayıp mülkiyet hakkı kapsamındaki bir yerdir. Her ne kadar tapuda kayıtlı taşınmazların ifraz taksim işlemleri biçim koşuluna uygun olarak yapılabilir ise de, paylı mülkiyet rejimine tabi bir yerin paydaşları arasında yapılmış özel parselasyon veya harici bi r paylaşım sözleşmesinin bulunması, buna göre de
fiili kullanım durumunun oluşması halinde de kayıtta paylı, ancak fiilen bağımsız bu oluşumun resmi nitelik kazanana kadar korunması gereklidir. Bu, “ahde vefa” kuralının yanında M.K.nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Hiç kuşkusuz böyle bir sözleşmenin varlığı sonucu fiili kullanımın belirlenmesi sözleşmenin tarafı olan paydaşlar arasında hüküm ve sonuç meydana getirir. Davacılar 156 parselin malikleri olmadığından, davacıların 156 parselin özel parselasyona tabi tutularak dava konusu taşınmaz bölümünün yol olarak bırakıldığı iddiası dinlenemez. Bu nedenle bilirkişi krokisinde yeşil ... kısım hakkında açılan dava reddedilmelidir.
Davalıların krokide kırmızı ile ... taşınmaz bölümüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Krokide kırmızı ile boyanan bu yer tapulama sırasında köy boşluğu olarak bırakılmıştır. Özellikle dinlenen tanıkların beyanlarından bu yerin yol olarak kullanıldığı, başka bir anlatımla yol olarak kullanılmak üzere bir kamu hizmetine tahsis edildiği anlaşılmaktadır.
3402 sayılı Kadastro Kanunun 16. ve Türk Medeni Kanunun 715. maddeleri hükmünce bilirkişi ve tanıkların yol olduğunu beyan ettiği bu yerin özel bir amaçla kullanıldığının saptanması halinde davacıların elatmanın önlenmesi talebinde bulunmaları olanakladır. Elatmanın varlığını ispat yükü de Türk Medeni Kanununun 6. maddesi gereğince bunu iddia eden davacılara düşer.
Davacılar tarafından dinlenen tanıklar bu yere zaman zaman davalılardan Hacı ...’nın traktör römorku ... ettiğini ve cam döktüğünü bildirmişler ise de geçici nitelikteki traktör römorku ... etme eylemi haksız elatma olarak kabul edilemez. Çünkü, tıpkı davacılar gibi davalıların da yol olan bu yerden römork ... etmek suretiyle yararlanma hakları vardır. Aynı yere cam dökme eyleminin hangi nedenle haksız elatma olduğu ise karar gerekçesinde açıklanmamıştır.
Bütün bunlara göre bilirkişi krokisinde kırmızı ile ... yer hakkındaki dava da reddedilmelidir.
Mahkemece, yukarıdan beri yapılan saptamalar bir yana bırakılarak delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu istemin yazılı olduğu şekilde hükme bağlanması doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/9387, K. 2008/10528, 22 Eylül 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama