KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/9810 E., 2008/13176 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
613 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.02.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan ..., ..., ... ve ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, paylı taşınmazda yol hakkına vaki müdahalenin men’i ve yol olarak ayrılacak taşınmaz bölümünün tapuya tescili istemine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişinin 01.02.2008 tarihli krokisinde (C) ile gösterilen alanın ön kısmından siyah noktalarla ayrılan yerden davacılara yol olarak yararlanma hakkı tanınmasına, yararlanma hakkının tapunun beyanlar hanesine tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalılardan ... mirasçıları temyiz etmiştir.
Dava konusu taşınmaz tapuda 1/5’er paylı olarak taraflar adına paylı müşterek mülkiyet rejimine tabi olarak tescillidir. Tarafların 145 parsel sayılı taşınmazın her yerinde hakkı bulunduğu tartışmasızdır. Ne var ki; dosyada yer alan bilgi ve belgelerden taşınmazın kullanma taksimine tabi tutulduğu, krokide (C) ile gösterilen yeşil renkle boyalı yerin bu taksim sonucu kayıt maliklerinden ...’a bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213, 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazların harici veya fiili taksim ile paylarının mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ancak, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla
belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse; kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar “ahde vefa" (söze sadakat) kuralı doğrultusunda korunması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, taşınmaz fiili taksime tabi tutulduğuna ve bu taksim sonucu krokide yeşil renkle boyalı yer kayıt maliklerinden ...’a bırakıldığına göre harici taksime katılanların tümünün krokide yeşil renkle boyalı (C) ile gösterilen taşınmaz bölümünün güneyinde yer alan ve mahkemenin davacılar yararına yol hakkı tanıdığı yerin taksim esnasında bu niteliği ile ayrıldığı kanıtlanmadan (C) ile gösterilen yer üzerinde davacılara yol hakkı tanınması mümkün değildir. Aksinin kabulü az yukarıda sözü edilen ahde vefa (söze sadakat) ilkesine uygun düşmez.
Mahkemece davanın reddi gerekirken çekişme konusu taşınmaz bölümü harici taksimde davacılar yararına yol olarak kullanılmak üzere ayrılmış gibi istemin hüküm altına alınması açıklanan nedenlerle doğru olmamıştır.
Kabule göre de;
Türk Medeni Kanununun 997 ila 1027.maddeleri arasındaki hükümler, tapu siciline ilişkin bulunmaktadır. Bunlardan, 1008.madde tapu siciline kaydolunacak ayni hakları, 1900. madde sicile şerh verilebilecek kişisel hakları, 1010 ve 1011. maddeler ise temlik hakkının sınırlamaları ile geçici tescili düzenlemiştir.
Türk Medeni Kanununun 1012. ve Tapu Sicil Tüzüğünün 60 ila 64. maddelerinde yedi bölüm olarak düzenlenen “Beyanlar” gerek tescillerden, gerekse şerhlerden farklıdır. Kütüğün beyanlar hanesine işlenen kayıt, kural olarak ne bir ayni hak ihdas eder, ne de şahsi bir hakkı güçlendirmeye yarar. Beyanların fonksiyonu, gayrimenkulle ilgili bazı fiili veya hukuki durumlara ya da zaten mevcut bulunan bazı haklara aleniyet sağlamaktan ibarettir.
“Beyanlar” başlıklı 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 1012. maddesi hükmü “Bir taşınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılır. Bu kaydın terkini, kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlıdır. Taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır” şeklindedir.
Yasanın sözü edilen bu hükmü uyarınca genellikle tapu kütüğüne yazılarak alenileştirilmesinde fayda umulan hukuki ilişki ve fiili durum şeklinde tarif edilen her beyanın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterebilme olanağı yoktur. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünün beyanlar hanesine “beyanda” bulunulabilmesi için ya Türk Medeni Kanununda bir hüküm olması veya özel kanunlarda bu
konuda bir hükme yer verilmesi, yahut Tapu Sicil Tüzüğünde bir düzenleme yapılmış olması gerekir. Mahkemenin yukarıdan beri değinilen beyanlara ilişkin açıklamalar hilafına yasaların tapu kütüğüne yazılarak alenileştirilmesine izin vermediği bir hususu tapu kütüğüne tescil etmesi de doğru değildir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/9810, K. 2008/13176, 7 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama