KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/9867 E., 2008/10974 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
616 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Tavzih talep eden ... Kaya (Davalı ... Kaya mirasçısı) tarafından, davacı Hazine aleyhine 03.03.2008 gününde verilen dilekçe ile tavzih (1976/1410 E, 1980/347 K.) istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tavzih talebinin kabulüne dair verilen 03.03.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı (tavzih talebinin karşı tarafı) Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Tavzih talebinde bulunan ... Kaya mirasçısı ... Kaya, 03.03.2008 havale tarihli dilekçesinde, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1976/1410 E, 1980/347 K. sayılı kesinleşmiş dava dosyasında, davalı olarak yer alan (...
Kaya'nın babası olduğunu, adı geçen dosyada, davacı Hazine'nin, babası "..." aleyhine açtığı 1171 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine itiraz davasında davanın redine karar verildiğini, Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 14.02.1984 gün 1984/1115 E, 1984/1026 karar sayılı kararıyla hükmün onandığını, babası ...
Kaya'nın 2005 yılında vefat ettiğini, 1171 ada 4 parsele ilişkin tapu kaydında malik olarak sadece "..." diye yazılı olduğundan, tapuda intikal işlemi yaptıramadıklarını söylereyek; dosyada bulunan bilgi ve belgeler doğrultusunda dosyada davalı olarak yer alan "..." ın "... oğlu 1938 doğumlu ... Kaya" olarak tavzihine karar verilmesini istemiştir.
Tavzih talebini içeren dilekçe, tavzih talebinin karşı tarafı (asıl dosyadaki davacı) Hazine vekiline tebliğ edilmediğinden, Hazinenin tavzih talebine karşı beyanlar saptanamamıştır. Mahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu talepcinin tavzih talebi kabul edilmiş "dosya içindeki davalının 28.12.1983 tarihli dilekçesi ekindeki nüfus cüzdanı suretine göre davalının ... oğlu 1938 doğumlu ... Kaya olduğunun" tespitine karar verilmiştir. Tavzih talebinin kabulüne ilişkin hükmü Hazine vekili temyiz etmiştir.
Hangi hallerde bir hükmün tavzihinin istenebileceği ve tavzih usulü HUMK.nun 455-459 maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bir hükmün müphem olması veya birbirlerine aykırı (çelişik) fıkraları ihtiva etmesi halinde, hükümdeki gerçek anlamın meydana çıkarılması için başvurulan yola, hükümlerin tavzihi (açıklanması) denir. Hükümlerin tavzihi, HUMK'da kanun yolları bölümünde düzenlenmiş ise de; teknik manada bir kanun yolu değildir.
Çünkü, tavzih yolu ile hüküm değiştirilmez sadece açıklanır. Hüküm tavzih edilmekle hükmün gerçek anlamı ortaya konulmakta ve böylece hükmün başka türlü anlaşılması ve değişmesi önlenmektedir. Tavzih, kural olarak sadece hüküm fıkrası hakkında olur. Hükmün gerekçesinin açıklanması için olanak tavzih yoluna başvurulamaz. Ancak hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki varsa bu çelişkinin giderilmesi için tavzih yoluna başvurulabilir.
Hükmün tavzihini istemek belli bir süreye tabi değildir. Ancak HUMK.nun 455. maddesine göre hükmün icrasına kadar tavzih istenebilir. Tavzih talebi hükmü vermiş olan mahkemeye yapılır ve bu mahkeme tarafından incelenir (HUMK madde 456). Hükmün tavzihini yanlız taraflar isteyebilir. Tavzih talebi iki nüsha dilekçe ile olur. Dilekçenin bir nüshası karşı tarafa tebliğ olunur. Mahkeme, tavzih talebine cevap verilmemiş olsa bile tavzih talebini kural olarak evrak üzerinde inceler.
Fakat mahkemece duruşma açılmasına da HUMK.nun 457. maddesine göre bir engel yoktur. Öte yandan tavzih şerhinin hükmün altına yazılması gerekir.
Buraya kadar yapılan açıklamalar ışığında özetle şu denebilir: mahkeme hükmü yalnız tavzih edebilir, yoksa tavzih bahanesiyle hükmü değiştiremez. (Aykıntılı bilgi için Bkz.Kuru, Baki:Hukuk Muhakemeleri Usulü El Kitabı, 1995, sh.931 vd.)
Somut olayda, talepçinin tavzih talebi kabul edilmekle yani; davalının dava konusu 1171 ada 4 parsele ilişkin tapu kütüğünde yer almayan soyadı, baba adı ve doğum tarihi hükme eklenmekle mülkiyet aktarımına neden olunabilecek bir hüküm (tavzih) kurulmuş olmaktadır. Bu ise, az yukarıda açıklandığı üzere hükmün değiştirilmesine neden olabileceğinden tavzihin
amacıyla bağdaşmamaktadır. Diğer yandan, somut olayda tavzih dilekçesi, davacı Hazineye tebliğ edilmeden karar verildiği gibi, tavzih şerhi hükmün altına yazılmak yerine ek karar biçiminde müstakilen hüküm kurularak tavzihe ilişkin usul kurallarına da aykırı hareket edilmiştir.
Bütün bu açıklamalar ışığında hüküm fıkrasına tavzih yolu ile de olsa, ilave yapılarak mülkiyet aktarımına neden olunabilecek yeni bir hüküm tesisi olanağı olmadığından tavzih talebinin reddi yerine istemin kabulü yanlıştır. Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/9867, K. 2008/10974, 6 Ekim 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama