KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/9945 E., 2008/11494 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
442 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.01.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, istek hüküm altına alınmış, krokide mavi ve ... ile boyalı taşınmazlar üzerinden davacının 3085 parsel sayılı taşınmazına geçit hakkı tesis edilmiştir.
Hükmü, 3086 ve 3088 parsel maliki temyiz etmiştir.
Bilirkişinin düzenlediği paftaya göre, davacının 3085 parsel sayılı taşınmazının mutlak geçit ihtiyacı içerisinde olduğu açıktır. Gerçekten, geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda amaç, genel yolla bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ihtiyacını karşılamayan taşınmazların genel yolla bağlantısını kurmaktır.
Türk Medeni Kanunun 747/2. maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil, objektif
esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Denilebilir ki, geçit hakkının tesisine ilişkin davalarda davacının dava konusu üzerinde tam bir tasarruf yetkisi yoktur. Mahkemenin komşuluk hukuku ilkelerine uygun fedakarlığın denkleştirilmesi prensibini en geniş şekilde bu davalarda uygulaması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta; üzerinden geçit kurulmasına karar verilen 3088 parsel sayılı taşınmazın 3360 m2 olduğu, bu taşınmazın güneyinde yer alan 3084 parselin ise 48128 m2 yüzölçümünde bulunduğu, ancak; 3084 parselin ifraz suretiyle değişik parsellere gittiği görülmektedir. Az yukarıda sözü edilen fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi geçidin 3084 parselin ifraz kayıtları üzerinden tesisini gerektirmektedir. Çünkü, geçit 3088 parsel üzerinden kurulursa bu parsel daha da küçülecek, geometrik şekli itibariyle ekonomik kullanımı bozulacaktır.
Bu açıklamalardan sonra mahkemece yapılması gereken ...; parselin ifraz sonucu oluşan tüm gitti kayıtlarını getirttirmek, üzerinden geçit kurulması gereken parsel maliki hakkında dava açmak için davacıya uygun bir süre tanımak, açılırsa eldeki davayla birleştirmek ve davacının 3085 parselinin geçit ihtiyacını bu taşınmazda aramak olmalıdır.
Mahkemece, yapılan saptamalar bir yana bırakılarak geçidin ekonomik kullanımını bozacak şekilde 3088 parsel üzerinden tesisi doğru olmamıştır.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/9945, K. 2008/11494, 13 Ekim 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama