KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/10093 E., 2009/11388 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.092 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 23.05.2007 gününde verilen dilekçe ile 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar 44 parsel sayılı taşınmazın maliki olduklarını, 44 sayılı parsel ile 43 parsel sayılı taşınmazda sınırlandırma hatası olduğu gerekçesi ile kadastro müdürlüğünce 20.04.2007 tarihinde 3402 sayılı Yasanın 41. maddesine göre düzeltme yapıldığını, yapılan düzeltme işlemi ile taşınmazlarının sınırlarının değiştirildiğini ve miktarının azaldığını ileri sürerek işlemin iptalini istemişlerdir.
Davalı işlemin doğru olduğunu savunmuştur.
Mahkemece 41. Madde kapsamında düzeltme yapılabilmesi için taşınmazın kadastroca orjinal ölçü değerlerinin alınmış olması gerektiği, ancak dava konusu taşınmazların fotogrametrik pafta sınırlarına göre tesis edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davacılar temyiz etmişlerdir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir.
5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile yapılan değişiklikten sonra anılan madde;
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.
Ayrıca, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü anılan 41. madde kapsamında yapılacak düzeltmelerde nasıl bir yöntem izleneceğini belirtmek ve madde kapsamındaki uygulamalara yol göstermek için "Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmelik" adı altında bir yönetmelikde yayınlamıştır.
Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanununun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verilir. Harita ve krokiden diğer bir ifade ile mülkiyet hakkının kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın gerçek ölçü değerleridir. 41. madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesi amaçlanmıştır. Yapılacak düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmamaktadır. Kuşkusuz, mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözüm açılacak tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kadastro müdürlüğünün re’sen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerini ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek işlemin iptali istenebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce re’sen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta; kadastro müdürlüğünce 43 ve 44 parsel sayılı taşınmazlar arasında sınırlandırma hatası bulunduğu gerekçesi ile düzeltme yapılmıştır. 20.04.2007 tarihli işlem 22.03.2007 tarihinde iki tanık, kadastro kontrol memuru ve muhtar'ın katılımı ile düzenlenen "Zabıttır" başlıklı belgeye dayanılarak yapılmıştır. Bu belgede de taşınmazlar sınırındaki taş duvar, tonç ve yaşlı zeytin ağaçları değişmez nitelikteki sınır olarak kabul edilmiş, düzeltmede parsel sınırları belirlenirken bunların nazara alınmadığı gerekçesine dayandırılmıştır. Yapılan tüm bu işlemlerin yerindeliğini denetlemek için öncelikle yukarıda sözü edilen Yönetmelikte sınırlandırma hatalarının ne şekilde olduğunu ve düzeltme yöntemini düzenleyen 8. madde hükmünü incelemek gerekmektedir.
Yönetmeliğin anılan 8. maddesi;
"1-Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumu kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, tersimat ve hesaplama hataları dışında kalan;
a)Taşınmaza kadastro sırasında uygulanan kayıt sınırlarının sabit sınır niteliğinde olması ve halen zeminde mevcut olmasına karşın buna aykırı sınırlandırma yapılmış olduğunun,
b)Arazide değişmeyen sınır olduğunu gösteren demiryolu, kanalet, yol ve benzeri gibi değişmeyen ve sabit sınır niteliğinde olduğunu kesin olarak gösteren yapI ve tesisler bulunduğu ve bu yapı ve tesisler krokisinde gösterilmiş olduğu halde ölçü yapılırken bu sınırlara uyulmamış olduğunun,
c)Kadastro öncesine ait tapu krokisine aykırı olarak ya da hatalı kroki ve plân esas alınarak sınırlandırma hatası yapılmış olduğunun,
ç)Parsel cephe hattında kırıklar bulunduğu halde düz geçirilmiş ya da düz olduğu halde kırık noktalı geçirilmiş olduğunun,
d)Birbirine sınır olması gereken taşınmazlar arasında binmeler ya da boşluklar olduğunun,
e)Fotogrametrik haritalara dayalı kadastro çalışmalarında, parsel sınırı teşkil etmeyen çizgiler esas alınarak sınırlandırma yapılmış olduğunun, anlaşılması halinde sınırlandırma hataları düzeltilir.
2-Sınırlandırmadan kaynaklanan bir hata bulunup bulunmadığı; tescilli belgeleri, varsa tespit tarihinden önce üretilmiş ... fotoğrafı, fotogrametrik harita gibi haritalar ile yararlanılabilecek diğer bilgi ve belgeler üzerinde zeminde ve büroda gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmak suretiyle belirlenir.
3-Gerektiğinde kadastrodan sonra sınır değişikliği olup olmadığı hususu, geçerli bir belge, muhtar ve mahalli bilirkişi beyanları ile tespit edilir.
4-Sınırlandırma hatalarına yönelik yapılacak düzeltmelerde, yeni bir parsel oluşturulmaz.
5-Yapılacak inceleme sonucu düzenlenecek rapor doğrultusunda, sınırlandırma hatası tespit edilememesi halinde, düzeltme yapılamayacağına dair talepte bulunan taşınmaz maliklerine bilgi verilir.” şeklindedir.
Madde metninden de anlaşıldığı gibi taş duvar, yol, kanalet, demiryolu gibi yapılar ve tesisler sabit sınır olarak kabul edilmiş, bunların krokisinde gösterilmesine rağmen ölçü yapılırken bu sınırlara uyulmamış olması düzeltme nedeni sayılmıştır. Düzeltmelerin nasıl yapılacağına dair yukarıdaki ikinci maddede de hatanın bulunup bulunmadığının, tescil belgeleri, tesbit tarihinden önce üretilmiş ... fotoğrafları ve fotogrametrik haritalardan yararlanılarak saptanacağı ve bunlardan yararlanılarak düzeltmenin yapılacağı, ayrıca muhtar ve yerel bilirkişilerin beyanlarına başvurulacağı açıklanmıştır.
Belirtilen yöntemlerle yapılan sınırlandırma hatasının düzeltilmesi işlemlerinin iptali için mahkemeye dava açıldığında da mahkemece öncelikle 8. madde kapsamında işlem yapılıp yapılmadığı denetlenmelidir. Bu denetimde ancak taşınmaz başında fotogrametrik haritalar, varsa kadastro tesbitinden önce ve tesbitten sonra çekilmiş ... fotoğrafları da getirtilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile yapılacak keşif ile mümkündür.
Yapılacak keşifte yerel bilirkişi bulundurulmalı, ayrıca değişmez sınır olarak kabul edilen unsurları incelemek için jeoloji mühendisi, ziraat mühendisi ve uygulamayı yapmak için harita mühendisi dinlenmelidir. Bilirkişilerden sınırlarının sabit olup olmadığı ve kadastro tespitinden sonra da bu sınırların değişip değişmediği hususunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınmalı, bu raporlara göre de sonuca gidilmelidir.
Davaya konu olayda ise; mahkemece kadastro müdürlüğünün işlemini anılan 8. madde kapsamında değerlendirmeden taşınmaz orjinal ölçü değerlerinin bulunmadığı belirtilerek doğrudan doğruya fotogrametrik haritalardan yararlanılarak tesis kadastrosunun yapılmış olması işlemin iptali sayılmıştır.
Mahkemenin kabul ettiğinin aksine fotogrametrik haritalardan yararlanılarak yapılan kadastro tesislerinde sınırlandırma hatası yapılabileceği az yukarıda da değinildiği gibi yönetmeliğin 8/1-e maddesinde açıkça belirtilmiş, ayrıca yapılan sınırlandırma hatalarının düzeltilmesinde de bu haritalardan yararlanma olanağının bulunduğuna 8/2'de değinilmiştir.
Bu durumda mahkemenin eksik araştırmaya dayalı olarak karar verdiği açık olup mahkemece yapılması gereken iş, iptali istenen düzeltme işleminde taş duvar, tonç, dere ve yaşlı zeytin ağaçları sabit sınır kabul edilmiş olduğundan değinilen yöntemle yeniden keşif yapılarak alınacak bilirkişi raporuna göre kadastro tespiti sırasında gerçekten sınırlandırma hatası yapılıp yapılmadığını saptamak ve sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/10093, K. 2009/11388, 21 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama