KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/10171 E., 2009/10911 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
304 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.11.2006 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalılardan ... ve ..., 10.08.1968 günlü satış vaadi sözleşmesinin borçlusu olan murislerinin aktin yapıldığı sırada fiil ehliyetinden yoksun olduğunu, kaldı ki zamanaşımının gerçekleştiğini belirterek, açılan davanın reddini istemiş, diğer davalılar savunmada bulunmamıştır. Mahkemece, davacı satış vaadi sözleşmesiyle kazandığı kişisel hakkını 19.02.1974 tarihli adi yazılı sözleşmeyle dava dışı ...’a devrettiğinden ve dava hakkı kalmadığından bahisle dava reddedilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Davada dayanılan 10.08.1968 tarihli ve davacının vaat alacaklısı sıfatıyla imzası bulunan sözleşme biçimine uygun düzenlenmiştir. Davalılar tarafından dosyaya sunulan 19.02.1974 tarihli sözleşme ise taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle kazanılan kişisel hakkın üçüncü bir kişiye temlikine ilişkin olup, yazılı yapıldığından BK m.163 uyarınca hüküm ve sonuç meydana getirir.
Ne var ki davacı, davalıların dosyaya sunduğu 19.02.1974 tarihli temlik sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş, yargılamada tanık olarak dinlenen temlik alacaklısı ... ise sözleşmenin geçerli olduğunu fakat sözleşmede 1306 sayılı parselin temlik edildiği yazılı olmasına rağmen gerçekte bir başka parseli temlik aldığını belirtmiştir. Bu haliyle 19.02.1974 günlü sözleşmenin geçerliliği hususunda tereddüt doğmaktadır.
O yüzden davacının savunması doğrultusunda HUMK’nun 308 vd maddeleri gözetilerek inceleme ve araştırma yapılmalı, bu arada dava dışı ...’un beyanıyla ilgili taraf delilleri de toplanarak 19.02.1974 günlü senedin hukuki durumu açığa kavuşturulduktan sonra şahsi hakkın temlik edilip edilmediği sonuca bağlanmalıdır.
Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/10171, K. 2009/10911, 14 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama