KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/10694 E., 2009/10752 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
391 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.07.2007 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin men'i ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, el atmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
Davalı kesin hüküm bulunduğunu iddia ederek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, kendisine ait 7546 parsel sayılı taşınmaza 6822 parsel sayılı taşınmaz maliki olan davalı tarafından taş yığmak ve garaj yapmak suretiyle yapılan müdahalenin menini ve kal istemiştir.
Mahkemece yapılan keşif sonrasında alınan 18.6.2008 tarihli teknik bilirkişi raporunda 3402 sayılı Kadastro Kanunun 41.maddesine göre oluşan yeni sınırın esas alınması durumunda kırmızı kalemle boyalı olarak gösterilen 147,94 metrekarelik alana müdahale olduğu belirlenmiş, bu müdahalenin yeni olmadığını düzeltmeye konu alana müdahalenin sürdüğü belirtilmiştir.
Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/205 E. 2005/134 K sayılı dosyasında da aynı taşınmaz için açılan müdahalenin meni davasının 6822 parsel sayılı davalıya ait taşınmazda bulunan samanlık için açıldığı ve müdahale bulunmadığı belirlenerek davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek 15.11.2005 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Bu tarihten sonra 7546 parsel sayılı taşınmaz maliki olan davacı tarafından tapu sicil müdürlüğüne başvuru ile 3402 sayılı Kadasto Kanununun 41. maddesi gereğince uyuşmazlık konusu sınıra ilişkin 147,94 m.2 lik düzeltme 7.2.2007 tarihinde yapılmıştır.
Bilindiği üzere hukukumuzda kamu düzeninden sayılan ve HUMK.nun 237.maddesinde düzenlenen kesin hüküm, çelişkili kararların çıkmasına sebebiyet vermemek için tarafları mevzuu ve sebebi aynı olan, devletin iştiraki, hakimin tarafsız araştırması ve iradesi ile kurulan, tüm yasal yollardan geçmek suretiyle (şekli anlamda kesinlik) kesinleşen önceki hükmün korunmasıdır.
Eldeki olayda, önceki davaya konu edilen samanlık ile bu davada uyuşmazlık konusu yerin aynı olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki önceki kararın kesinleşmesinden sonra 7.2.2007 tarihinde yapılan düzeltme ile sınırda ve taşınmazların yüzölçümlerinde farklılık oluşmuştur. Ortada mülkiyetin aynına ilişkin çözümlenmesi gereken bir iddia vardır. Hukuki sebebi Türk Medeni Kanununun 683. maddesine göre mülkiyet hakkına yapılan ve süregelen tecavüzün önlenmesidir.
Mahkemece; davacı taşınmazına müdahale bulunup bulunmadığı konusunda gerekli inceleme ve araştırma yapılarak bir sonuca ulaşmak gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/10694, K. 2009/10752, 12 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama