KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/10818 E., 2009/11837 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
469 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.05.2007 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, komşuluk hukukuna dayalı sağlığa aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı, taşınmazın köy yerinde bulunduğunu, ahır olarak kullanılmasıyla davacıya zarar verilmediğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bilirkişi raporunda işaretlenen ahırın fen ve sağlık koşullarına uygun olmadığından kal’ine karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 683. maddesi; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkını hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. maddesi; “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz
./..
2009/10818 - 11837 - 2 -
taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hâkim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri alma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece kurulacak hükümde zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Somut olayda; tarafların 1365 parsel sayılı taşınmaz maliki oldukları, kullanım taksimi yaparak taşınmazın doğusunun davalıya, batı kısmının ise davacıya bırakıldığı, batıdaki bölümün davacı tarafından ev olarak kullanıldığı, davalının kullanma taksimi ile davacıya bırakılan bölüm sınırına ahır yaptığı uyuşmazlığın yapılan bu ahırdan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece veteriner ve inşaat mühendisi bilirkişiler dinlenmiştir. Uyuşmazlığın çözümünde HUMK.nun 275. maddesi gereğince bilirkişi oy ve görüşüne başvurulması zorunludur. Ancak oy ve görüşüne başvurulacak bilirkişi inşaat mühendisi ve veteriner değil, çevre sağlığı konusunda uzman olmalıdır. Kısaca, çevre sağlığı mühendisi bir bilirkişi dinlenmeden davalının ahır yapmak suretiyle kullanımının davacıya sağlık açısından zarar verip vermediği ve zarar unsuru gerçekleşirse bunun nasıl giderileceği saptanmadan davalının mülkiyet hakkı kısıtlanamaz.
Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/10818, K. 2009/11837, 2 Kasım 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama