KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/10996 E., 2009/11925 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
871 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.03.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.06.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, davacıya ait 116 ada 4, 10 ve 19 parsel sayılı taşınmazların genel yola çıkışı bulunmadığından, davalılara ait 116 ada 3, 6, 11 ve 22 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Mahkemece geçit bedeli depo edilmediğinden dava reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit
./..
2009/10996-11925 -2-
gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Eldeki davada, mahkemece 4 parsel sayılı taşınmazın genel yola sınırı olduğundan ve 19 parsel sayılı taşınmazın kamunun kullanımına açık meraya sınırı bulunduğundan geçit ihtiyaçlarının bulunmadığı, sadece 10 parsel sayılı taşınmazın geçit ihtiyacının bulunduğu, bu parsel lehine bilirkişinin 02.04.2009 tarihli raporunda 7 numaralı alternatif olarak kırmızı ile gösterdiği 6 parsel sayılı taşınmazdan kurulacak ve davacının 10 parsel sayılı taşınmazını yola sınırı olan 4 parseline bağlayacak geçidin kurulması için davacıya geçit bedelini depo etmek üzere önel verilmiş, davacı tarafından 19 parsel sayılı
./...
2009/10996-11925 -3-
taşınmazı lehine de geçit kurulması düşünülmediğinden geçit bedeli depo edilmemiş ve bu nedenle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacıya ait 4 parsel sayılı taşınmazının genel yola sınırı bulunduğundan mahkemenin bu parsel yararına geçit oluşturulmaması yolundaki kanaatinde yasaya bir aykırılık yoktur.
Nevar ki davacının lehine geçit hakkı istediği diğer taşınmazlarından, 19 parsel sayılı taşınmazın her ne kadar kamunun kullanımına ait meraya sınırı bulunsa dahi, merada oluşacak vasıf değişikliği sonucu mülkiyet durumunun değişmesi ve davacının ihtiyacını karşılayacak bir yolun oluşturulmasının taşınmazın vasfı dolayısı ile mümkün olmaması nedeniyle mahkemenin 19 parselin geçit ihtiyacının bulunmadığı yolundaki kanaati yerinde değildir.
Bu açıklamalar doğrultusunda; davacının 19 parsel sayılı taşınmazının yukarıda açıklanan nedenlerle, 10 parsel sayılı taşınmazının ise genel yola sınırının olmaması nedeni ile geçit ihtiyacı içinde bulunduğu sabittir.
Mahkemece her iki parsel yönünden geçit hakkı kurulması yolundaki alternatifler değerlendirilerek, oluşacak kanaate göre bedel depo ettirmesi gerekirken, sadece 10 parsel sayılı taşınmaz yararına oluşturulacak geçit için bedel depo ettirilmek üzere önel verilmesi ve bedelin depo edilmediğinden bahisle davanın reddedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de.
10 parsel sayılı taşınmaz lehine 6 parsel sayılı taşınmazdan oluşturulacak geçit, yukarıda açıklandığı üzere kesintisizlik kuralının ihlali sonucunu doğuracağından yerinde olmayıp yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davacıya ait 19, 10 ve 4 parselleri birleştirecek şekilde davacıya ait 10 ve 4 parseller ile davalılara ait 11 ve 6 parsel sayılı taşınmazlardan oluşacak şekilde bir geçit kurulması yönünde bilirkişilere ek rapor hazırlattırmak, davacıya 19 sayılı parseli lehine 10 parsel sayılı taşınmazından ve 10 parsel sayılı taşınmazı lehine 4 parsel sayılı taşınmazından akdi geçit hakkı kurulması için yeterli süre verilerek,
akdi geçit hakkının kurulmasının sağlanmasından sonra davalılar taşınmazı üzerinden geçit kurulması gerekirken, belirtilen hususların ikmal edilmemesi de yerinde değildir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/10996, K. 2009/11925, 2 Kasım 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama