Dava, 11.10.2002 günlü adi yazılı sözleşmeye dayalı mülkiyet aktarımı istemi ile açılmıştır.
Davalı Kooperatif, davacının kooperatifin üyesi olmadığını, kaldı ki, kooperatife yapılmış bir ödeme de bulunmadığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Borçlar Kanununun 11/I maddesi hükmüne göre, kural olarak aktin sıhhati hakkında kanunda açıklık olmadıkça akit hiçbir şekle tabi değildir. Fakat kanun taraflardan birinin veya her ikisinin bazen de üçüncü kişilerin veya kamunun menfaatini korumayı, hukuki güvenliği sağlamayı amaçlamışsa sözleşmeye şekil zorunluluğu getirebilir. Borçlar Kanununun 11/II. maddesi hükmüne göre de kanun bir şekil şartı öngörmüşse bu şekil şartına uymadan yapılan sözleşme geçerli olmaz. Kanunun belli bir şekle uyulmasına ilişkin kurallar, emredici nitelikte olduğundan sözleşmenin şekil noksanlığı sebebiyle geçerli olup olmadığını hakimin görevi gereği kendiliğinden gözetmesi gerekir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Davada dayanılan 11.10.2002 günlü sözleşme adi yazılı düzenlenmiş ve bu sözleşmede davalı kooperatifin davacıya arsa payı vereceği hüküm altına alınmıştır. Görülüyor ki, sözleşmenin konusu taşınmaz mülkiyeti nakline ilişkindir. Sözleşmenin hüküm ve sonuç meydana getirmesi için de bu tür sözleşmelerin Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213, Tapu Kanununun 26 ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 60. maddeleri uyarınca resmi biçim koşuluna uyularak yapılması gerekir. Davacı, biçim koşuluna uyulmadan yapılan 11.10.2002 günlü sözleşmeye dayanarak tapuda kayıtlı bir taşınmazdan pay isteyemez. Diğer taraftan, Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayanılarak yine davacı tarafından fakat başka kişiler aleyhine açılan davanın da eldeki davaya etkisi bulunmamaktadır.
Mahkemece tüm bu yönler gözetilmek suretiyle isteğin reddedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 24.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.