KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/11109 E., 2009/13675 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
461 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 02.07.2008 gününde verilen dilekçe ile satış işleminin geçersizliğinin tespiti ile tapu iptal ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 08.04.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile duruşmasız temyiz davalı ... tarafından istenilmekle, tayin olunan 08.12.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. ... ile karşı taraf davalı ... vekili Av. ... geldi. AçIk duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, 25.04.1989 tarihinde yapılan sözleşme uyarınca davalılardan ...’den bazı hak ve alacakları olduğunu ancak davalı ...’un bu hak ve alacakları bertaraf etme kastıyla 153 ada 1 parsel sayılı taşınmazı tapuda diğer davalı ...’e sattığını, davalılar arasındaki satış işleminin muvazaalı yapıldığını ileri sürerek ... üzerindeki kaydın iptali ile davalı ... adına yeniden tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, zamanaşımının gerçekleştiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü, esas bakımından davacı, avukatlık ücreti noktasından davalılardan ... temyiz etmiştir.
1-Aslında zamanaşımı, borcu gerçek anlamda sona erdiren bir sebep değildir. Zamanaşımı, borcun nisbi bir sona erme sebebidir. Belirli bir zamanın geçmesi borcu doğrudan doğruya sona erdirmez. Ancak alacaklının elinden borçlu istemediği taktirde alacağı dava yoluyla takip ve tahsil etme imkanını alır. Zamanaşımı borçluya sadece bir defi hakkı verir. Bu zamanaşımı def’idir. Borçlu zamanaşımı defini ileri sürdüğü takdirde alacaklının açmış olduğu dava bu nedenle reddedilebilir.
Bir tanımlama yapmak gerekirse zamanaşımı, kanunda belirtilmiş olan süresi içinde talep ve dava edilmemiş olan alacakların özüne dokunmamakla beraber “dava edilebilme vasfını kaybetmesi” sonucunu doğuran bir süre geçimidir. Kural olarak zamanaşımına tabi haklar esas itibarıyla alacak haklarıdır. Özellikle ayni haklar, kişilik hakları, fikri haklar, üyelik hakları ve inşai haklar zamanaşımına tabi değildir.
Somut olayda olduğu gibi üçüncü kişiler muvazaa nedeniyle haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek tarafı bulunmadıkları tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilir. Çünkü muvazaa onlara karşı işlenmiş haksız bir eylem niteliğindedir. Eldeki dava da ileri sürülüş şekli itibariyle Borçlar Kanununun 18. maddesinde belirtilen genel hükümlere göre açılmış bir davadır. Muvazaalı işlemin hüküm doğurmayacağı, muvazaa sebebinin ortadan kalkması veya bir zaman geçmesiyle görünüşteki işlemin geçerli hale gelmeyeceği kuşkusuz bulunduğundan muvazaa iddialarında zamanaşımından söz edilemez.
Bütün bu nedenlerle mahkemece davacı tarafından dayanılan 25.04.1989 günlü sözleşme değerlendirilerek işin esası hakkında bir hüküm kurulması yerine zamanaşımının varlığından söz edilerek davanın yazılı olduğu şekilde reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
2-Yukarıdaki bozma nedenine göre davalı ...’in temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerekmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/11109, K. 2009/13675, 8 Aralık 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama