KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/11402 E., 2009/13676 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
437 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.03.2007 gününde verilen dilekçe ile tahsis hakkına dayalı elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.04.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, tayin olunan 08.12.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı köy 1816 sayılı mera parselinde Kars İl İdare Kurulunun 03.06.1944 tarihli ve 261 numaralı, 07.04.1945 tarihli ve 189 numaralı kararları ile 1/4 hisse oranında kullanım hakkı olduğunu, bu hakka davalı ...’nün vaki elatmasının önlenmesini istemiştir.
Davalı köy tüzel kişiliği davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, Nurveşen-Sinemdere yaylasındaki davacı köye idari kararla tahsisi yapılan bilirkişi krokisinde (B) ile işaretlenen 2.139.550 m2 yüzölçümündeki yere davalı köyün elatmasının önlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü davalı ... temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 855 hektar 8200 m2 yüzölçümündeki 1816 parsel sayılı taşınmazın 20.03.1988 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında mera olarak sınırlandırıldığı ve kullanımının kadim yararlanma esası dikkate alınarak davalı köye bırakıldığı, kadastro işleminin 08.03.1989 tarihinde kesinleşerek 1816 sayılı parselin özel siciline bu şekilde tescil edildiği anlaşılmaktadır. Dava ise 05.03.2007 tarihinde açılmıştır.
5841 sayılı kanunla yapılan değişiklikten sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesi “bu tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” şeklini almıştır.
4342 sayılı Mera Kanununun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (ı) fıkrasına göre tahsis; çayır, mera, yaylak ve kışlakların kullanımlarının verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde düzenlenerek, münferiden ya da müştereken yararlanılmak üzere bir veya birkaç köy ya da belediyeye bırakılmasını ifade eder ve ilgilisine o çayır, mera, yaylak ve kışlak üzerinde bir hak sağlar.
Somut olayda; çekişme konusu taşınmazın yararlanma hakkı davalı ... Köyüne bırakılmış, tutanakta belirtilen bu hak özel siciline 09.03.1989 tarihinde tescil edilerek kesinleşmiştir. Görülüyor ki, 05.03.2007 tarihinde açılan eldeki dava bu hakkın kesinleşmesinden on yıl geçtikten sonra açılmıştır. O halde davanın hak düşürücü süre geçimi nedeniyle reddi gerekir.
Mahkemece yapılan bu saptama bir yana bırakılarak çekişmenin esasının incelenip yazılı biçimde hüküm kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/11402, K. 2009/13676, 8 Aralık 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama