KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/11422 E., 2009/12852 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Davalılar
- ... VD.
Karar Metni
380 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.08.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal tescil veya tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, 30.12.2003 günlü satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek ise satış vaadi sözleşmesi ile ödenen bedel ve sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemlerine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 30.12.2003 günlü sözleşmede hükme bağlanan kat mülkiyeti tesisi koşulu henüz yerine gelmediğinden mülkiyete ilişkin davanın bu nedenle, sözleşmenin uygulama olasılığı bulunduğundan da diğer isteklerin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Gerçekten 30.12.2003 tarihli sözleşmede ifa için kesin bir süre belirlenmemiş, ancak taşınmaz mülkiyetinin yapının kat mülkiyeti kurulduktan sonra davacıya geçirileceği kararlaştırılmıştır. Borçlar Kanununun 149. maddesi uyarınca bir aktin konusu olan borcun ilerideki bir hadisenin taahkukuna bağlanması mümkündür. Bu tür sözleşmelere hukukumuzda şarta bağlı borçlar denilmektedir. Taliki şartın gerçekleşmemesi halinde kural olarak borcun ifası istenemez. Ancak, dava 17.08.2007 tarihinde sözleşmenin yapılmasından yaklaşık 4 yıl sonra açılmıştır. Sözleşmenin ifa ile sonuçlanması için tarafları o sözleşme hükümleri ile uzun süre bağlı tutmak mümkün değildir. Buna Borçlar Hukukunda “tahammül süresi” denilmektedir. Eğer bir taraf
./..
2009/11422 - 12852 - 2 -
sözleşmenin ifası için makul süre beklemiş ancak ifa gerçekleşmemişse o aktin tasfiyesi istenebilir. Eldeki uyuşmazlıkta davacı ifa için yeterli bir süre beklediğinden ancak ifa gerçekleşmediğinden aktin tasfiyesini kısaca davalıya bedel olarak ödediğinin istirdatını talep edebilir.
Bu davada üzerinde durulması gereken diğer bir husus da sözleşmede hükme bağlanan 20.000.00 liralık cezai şartın niteliğidir. Sözleşme bütünüyle incelendiğinde tarafların kararlaştırmış oldukları cezanın seçimlik ceza olduğu görülmektedir. Borçlar Kanununun 158/1’deki “hilafına mukavele olmadıkça alacaklı ancak ya aktin icrasını (aktin ifasını) veya cezanın tediyesini isteyebilir” şeklindeki hükme göre satış bedeli olarak verdiğini geri isteyen davacı aktin icrasından vazgeçtiğinden sözleşmedeki cezai şartın tahsilini de isteyebilir.
Yapılan bu açıklamalara göre mahkemece yapılması gereken iş; davacının ikinci kademedeki isteği olan satış bedelinin istirdatı ve cezai şartın ödetilmesi taleplerini hükme bağlamak olmalıdır.
Değinilen bu yönler bir yana bırakılarak davanın bütünüyle reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/11422, K. 2009/12852, 13 Kasım 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama