KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/11533 E., 2009/13919 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
718 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.03.2008 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılamanın yenilenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; yargılamanın yenilenmesi isteminin esastan reddi ile verilen kararın tasdikine dair verilen 29.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ..., Yahyalı Sulh Hukuk Mahkemesinde 2004/300 - 2005/78 sayılı davada davalılar ... ve ...'ın aleyhine 26.11.2004 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayanarak tapu iptali ve tescil davası açtıklarını, bu dava sırasında dava dilekçesi ve mahkeme kararının bilinçli olarak yanlış adrese tebliğ edildiğini ileri sürerek yargılamanın yenilenmesi isteğinde bulunmuş, bu istek kabul edildiği takdirde de yeniden yapılacak yargılama sırasında satış vaadi sözleşmesini feshettiğini, bu hususun davalılara tebliğ de edildiği hususundaki savunmasının dikkate alınarak tapu iptali tescil davasının da reddini istemiştir.
Davalılar, yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığını savunmuşlar, mahkemece satış vaadi sözleşmesinin davalısı ...'e tebligatın usulsüz yapıldığı kabul edilmiş, ancak tek taraflı feshin kabul edilemeyeceği, satış vaadi sözleşmesinin geçerli olduğu gerekçesiyle yargılamanın iadesi davasının esastan reddi ile Yahyalı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/300 - 2005/78 sayılı kararının onanmasına karar verilmiştir.
Hükmü, yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunan satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil davasının davalısı ... temyiz etmiştir.
Dava, HUMK.nun 445/7. maddesi gereğince yargılamanın yenilenmesi isteğine ilişkindir.
Bilindiği gibi yargılamanın yenilenmesi talebi bir davadır ve üç aşamalı olarak incelenir. Birinci aşamada yargılamanın iadesi isteminin usulünce yapılıp yapılmadığı araştırılır. İkinci aşamada mahkeme esasa girerek yargılamanın iadesi sebeplerinin doğru olup olmadığını araştırır. İade sebeplerinin doğru olduğu saptandığında da eğer bu sebepler HUMK.nun 445/1-7. maddesinde sayılan nedenlerden ise iadeye konu davadaki hüküm iptal edilerek yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre esas hakkında bir karar vermek gerekir(HUMK. m.450).
Somut olayda davacı, aleyhine açılan satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil davasında davacılar tarafından hile kullanılarak usulsüz tebligatla yargılamanın sonuçlandırıldığını ileri sürerek yasal süresi içerisinde usulünce yargılamanın yenilenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davacının ileri sürdüğü yargılamanın yenilenmesi nedenleri incelenmiş, gerçekten de davacının halen kullandığı adresinin satış vaadi sözleşmesinde gösterilen adres olmasına rağmen daha önce taraflar arasında görülmekte olan ortaklığın giderilmesi davasında ki Tebligat Kanununun 21. maddesine göre tebligatın yapıldığı adrese dava dilekçesi ve kararın tebliğ edilmesi nedeniyle anılan 445/7. maddedeki koşulların varlığı da doğru olarak kabul edilmiştir.
Bu aşamadan sonra mahkemece iadeye konu davadaki yargılama tekrarlanmıştır.
Yapılan bu açıklamalardan sonra davanın satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil davasına ilişkin usul ve esaslara göre sonuçlandırılması gerekir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir. Kuşkusuz tapu iptali tescil davasınında iptale konu taşınmazların değerine göre belirlenecek görevli mahkemede açılması gerekir(HUMK. m.1).
Somut olayda; davacılar satış vaadi sözleşmesine konu 7 parça taşınmaz için 2500.00 TL. bedel göstererek tapu iptali tescil isteğinde bulunmuşlardır. Dosya içerisindeki tapu kayıtlarına göre dava konusu taşınmazların miktarı ve nitelikleri nazara alındığında dava tarihi itibariyle 7 parça taşınmazın değerinin 2500.00 TL. olduğunun kabulü, halin icabı ve hayatın olağan akışına aykırıdır. Kaldı ki, sözleşmede dahi satış bedeli 5000.00 TL. gösterilmiştir.
Hemen belirtmek gerekirki, 492 sayılı Harçlar Kanununun 16. maddesi gereğince; müdahalenin men’i, tescil, tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK’nun 1. maddesi gereğince de görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas tutulması gerekir.
Diğer yandan, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı davalar münhasıran sulh mahkemelerinin görevini tayin eden 8.madde kapsamında da değildir. Bütün bunlar dışında gerek harç sorununun, gerekse görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır.
O halde mahkemece dava konusu taşınmazların davanın açıldığı gündeki değeri keşfen belirlenip belirlenen değere göre şayet sulh hukuk mahkemesi görevli ise o zaman işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, görev hususu değerlendirilmeden yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/11533, K. 2009/13919, 10 Aralık 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama