KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/12117 E., 2009/12959 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Kasım 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
720 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.11.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla arşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif
./..
2009/12117-12959 -2-
esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, maliki olduğu 2100 parsel sayılı taşınmaz lehine 2101 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Mahkemece yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi raporlarında; 2100 sayılı parselin batısında bulunan kırmızı renkle gösterilen kadastro harici çıkmaz yol ile davacının taşınmazı arasında 5-6 metrelik kot farkı
./...
2009/12117-12959 -3-
bulunduğu, çok masraflı olduğu ve fazlaca emek sarfı gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca bilirkişi raporunda yeşil renkle gösterilen derenin ise 3,25 m derinlikte olduğu ve davacının buradan taşınmazına geçmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurulması için yeterli değildir. 2100 parsel sayılı taşınmazın tüm komşu parselleri ile civardaki kadastrol yolları gösterir kapsamlı pafta örneği ilgili yerlerden getirtilmeli, mahallinde kadastro fen bilirkişi ve inşaat mühendisi bilirkişi vasıtasıyla yeniden keşif yapılarak yeşil renkle gösterilen derenin aktif (veya kuru dere niteliğinde) olup olmadığı, geçişe elverişli olup olmadığı belirlenmeli, ayrıca çıkmaz yol ve derenin günün modern iş makinelerinden yararlanılarak hafriyat ve dolgu ile geçişe elverişli duruma getirilip getirilmeyeceği, saptanmalıdır. Yapılacak incelemede, yolun ve derenin kullanıma uygun hale getirilemeyeceği anlaşıldığı takdirde davacı taşınmazı için başka alternatifler de değerlendirilerek sonuca gidilmelidir.
Mahkemece tüm bu açıklanan hususlara uyulmadan yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, en fazla bir tarım aracının geçebileceği 2,5-3 m. genişliğinde yol verilebileceği düşünülmeksizin infaza elverişli olmayacak biçimde "4-5 m. arasında değişen genişlikte" yol verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/12117, K. 2009/12959, 16 Kasım 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama