KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/12303 E., 2009/14349 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
961 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.11.2007 gününde verilen dilekçe ile 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.06.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların murisi ...'e ait iken ... tarafından 7 parsel sayılı taşınmaz üzerine duvar çekildiğini, daha sonra 8 parsel sayılı taşınmazın davalı ...Fen Ltd. Şti.ne geçince şirketin duvarı sınır olduğu iddiasıyla kadastro müdürlüğüne başvurduğunu ve kadastro müdürlüğünce 19.10.2007 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesine göre düzeltme yapıldığını, bu işlem ile kendilerine ait taşınmazın sınırlarının ve yüzölçümünün değiştiğini ileri sürerek işlemin iptalini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir.
5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile yapılan değişiklikten sonra anılan madde;
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.
Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanununun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verilir. Harita ve krokiden diğer bir ifade ile mülkiyet hakkının kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın gerçek ölçü değerleridir. 41. madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesi amaçlanmıştır. Yapılacak düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmamaktadır. Kuşkusuz, mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözüm açılacak tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kadastro müdürlüğünün re’sen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerini ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek işlemin iptali istenebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce re’sen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.
Somut olayda; kadastro müdürlüğü 8 parsel sayılı taşınmazın malikinin başvurusu üzerine zeminde yapılan ölçümlerde 7 parselin ön cephesinin zeminde 11.31 m. olmasına rağmen ölçü krokisinde 14.31 m. geldiği bu nedenle ölçü hatasının tespit edildiği, kadastro tespiti sırasında mevcut olan bina ve duvarların zeminde halen mevcut olduğu belirtilerek 19.10.2007 tarihinde 41. maddeye göre düzeltme işlemini yapmıştır.
İşlemin içeriğindeki kullanılan ifadelerden 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlarda sınırlandırma hatası nedeniyle düzeltme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle öncelikle sınırlandırma hatasından ne anlamak gerektiği ve bunun ne şekilde giderileceğine değinmek gerekir.
Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesinde sınırlandırma hatası düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre;
Sınırlandırma hataları;
1- Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumu kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, tersimat ve hesaplama hataları dışında kalan;
a) Taşınmaza kadastro sırasında uygulanan kayıt sınırlarının sabit sınır niteliğinde olması ve halen zeminde mevcut olmasına karşın buna aykırı sınırlandırma yapılmış olduğunun,
b) Arazide değişmeyen sınır olduğunu gösteren demiryolu, kanalet, yol ve benzeri gibi değişmeyen ve sabit sınır niteliğinde olduğunu kesin olarak gösteren yapı ve tesisler bulunduğu ve bu yapı ve tesisler krokisinde gösterilmiş olduğu halde ölçü yapılırken bu sınırlara uyulmamış olduğunun,
c) Kadastro öncesine ait tapu krokisine aykırı olarak ya da hatalı kroki ve plân esas alınarak sınırlandırma hatası yapılmış olduğunun,
ç) Parsel cephe hattında kırıklar bulunduğu halde düz geçirilmiş ya da düz olduğu halde kırık noktalı geçirilmiş olduğunun,
d) Birbirine sınır olması gereken taşınmazlar arasında binmeler ya da boşluklar olduğunun,
e) Fotogrametrik haritalara dayalı kadastro çalışmalarında, parsel sınırı teşkil etmeyen çizgiler esas alınarak sınırlandırma yapılmış olduğunun, anlaşılması halinde sınırlandırma hataları düzeltilir.
2- Sınırlandırmadan kaynaklanan bir hata bulunup bulunmadığı; tescilli belgeleri, varsa tespit tarihinden önce üretilmiş ... fotoğrafı, fotogrametrik harita gibi haritalar ile yararlanılabilecek diğer bilgi ve belgeler üzerinde zeminde ve büroda gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmak suretiyle belirlenir.
3- Gerektiğinde kadastrodan sonra sınır değişikliği olup olmadığı hususu, geçerli bir belge, muhtar ve mahalli bilirkişi beyanları ile tespit edilir.
4- Sınırlandırma hatalarına yönelik yapılacak düzeltmelerde, yeni bir parsel oluşturulmaz.
5-Yapılacak inceleme sonucu düzenlenecek rapor doğrultusunda, sınırlandırma hatası tespit edilememesi halinde, düzeltme yapılamayacağına dair talepte bulunan taşınmaz maliklerine bilgi verilir.”
Eldeki davada da, sınırlandırma hatası varlığı nedeniyle düzeltme yapıldığına göre mahkemece yapılan düzeltmenin yukarıda değinilen ilkelere uygun olup olmadığının keşfen uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması gerekir. Mahkemenin hükmüne dayanak yaptığı keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda Yönetmeliğin 8. maddesi kapsamında bir inceleme yapıldığına değinilmemiş, zeminde ilk halini koruyan detaylardan söz edilmiş ve işlemin doğru olduğu kanaati bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu yapılan işlemi denetlemeye elverişli olmadığı gibi hüküm vermeye de elverişli değildir. Kadastro müdürlüğü, kadastro tespiti sırasında varolan bina ve duvarlardan söz etmiş, davacı duvarın sonradan yapıldığını iddia etmiştir. Yönetmelikte de belirtildiği gibi arazide değişmeyen sınır olduğunu gösteren işaretlerin sonradan yapılıp yapılmadığı hususu sınırlandırma hatasının tespitinde önem arz etmektedir.
Gerek işlemde gerek bilirkişi raporunda soyut şekilde belirtilen değişmeyen sınırların ne olduğu saptanmadan sınırlandırma hatası varlığının kabulü mülkiyet hakkının ihlalini oluşturabilir.
Tüm bu nedenlerle mahkemece taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak işlemin Yönetmeliğin 8. maddesi kapsamında doğru değerlendirilmelere dayalı yapılıp yapılmadığının gerektiğinde taraf tanıkları da dinlenerek saptanması, gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu alındıktan sonra sonuca gidilmesi gerektiğinden karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; yararına düzeltme yapılan 8 parsel sayılı taşınmaz malikine yöneltilen davada kadastro müdürlüğüne husumetin yöneltilemeyeceği hususunun gözardı edilmesi de ayrıca doğru görülmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/12303, K. 2009/14349, 17 Aralık 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama