KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/1255 E., 2009/2384 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
585 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 02.06.2003 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davacı, 2424 parsel sayılı taşınmazı yararına, davalılar adına tapuda kayıtlı 2410, 2411, 2412 ve 2413 sayılı parsellerden geçit hakkı tesisi edilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, bilirkişi raporunda gösterilen alternatif yollardan ana yola yakınlığı yanında diğer yola göre daha az masraf gerektiren 1 no’lu alternatif yol güzergahı tercih edilerek 19.2.2008 tarihli bilirkişi raporunda kırmızı renkle gösterilen güzergahtan 2415 sayılı parsel ile 2410, 2411, 2412 ve 2413 parsellerin ortak sınırından 3 metre genişliğinde geçit kurulması suretiyle davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu
olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Somut olaya gelince; mahkemece geçit kurulmasına karar verilen davalılara ait 2410 sayılı parsel 213 m2, 2411 parsel 193 m2, 2412 parsel 263 m2, 2413 parsel 239 m2, 2415 sayılı parsel ise 4463 m2 yüzölçümündedir. Mahkemece geçit güzergahı uygun istikamette tercih edilmiş ise de 2415 sayılı parselin büyüklüğü dikkate alındığında bu parselle birlikte diğer parsellerin ortak sınırından müştereken geçit kurulması doğru görülmemiştir.
Yukarıda sözü edilen komşuluk ilkeleri ve fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi gereğince geçitin tamamının 2415 sayılı parselin batı sınırından geçirilmesi gereklidir. Çünkü daha küçük yüzölçümlü 2410, 2411, 2412 ve 2413 sayılı parsellerden de 1,5 metre geçit kurulması halinde bu parsellerin yüzölçümleri daha da küçülecek, ekonomik yönden daha fazla değer kaybedecekler ve kullanımları daha da zorlaşacaktır.
Mahkemece, yapılan bu saptama doğrultusunda 3 metrelik geçitin tamamının 2415 parselden kurulması gereklidir.
Bunun yanında, mahkemece 18.6.2004 tarihinde yapılan keşif sonucunda Ziraat Yüksek Mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile belirlenen değerlere göre geçit bedeline hükmedildiği görülmüş olup yukarıda belirtildiği üzere geçit bedelinin saptanmasından hüküm tarihine kadar yaklaşık 4 yıllık bir süre geçmiş olduğundan aleyhine geçit kurulan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Ayrıca, Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre, gerek geçit hakkı kurulması, gerek de geçit hakkının terkinine ilişkin davalarda, davanın niteliği gereği harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması benimsenmiş iken, somut uyuşmazlıkta davalıların harç, yargılama gideri ve avukatlık ücreti ile sorumlu tutulması da doğru değildir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/1255, K. 2009/2384, 24 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama