KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/13323 E., 2009/13939 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
653 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.02.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; derdestlik nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 09.04.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 146 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında isminin "... " yazıldığını ileri sürerek nüfus kaydında olduğu şekilde tapudaki kaydın "..." olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, davacının daha önce aynı istemle açtığı davasının derdest olduğunu savunmuş, mahkemece derdestlik itirazı kabul edilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. Bu nedenle de kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı
./..
2009/13323 - 13939 - 2 -
düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olayda; davacı 146 ada 1 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, isminin "..." olmasına rağmen tapuda "... ..." şeklinde kayıtlı bulunduğunu belirterek düzeltme istemiştir. Davacı daha öncede aynı istemle dava açmış, Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/183 - 324 sayılı dosyasında davanın takip edilmemesi nedeniyle HUMK.nun 409/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davalı bu dava nedeniyle derdestlik itirazında bulunmuş, mahkemece bu itiraz yerinde görülmüştür.
Derdestlikten maksat, bir davanın açılmış ve görülmekte olmasıdır. Derdestlik ilk itirazının ileri sürülmesiyle o taraf daha önce açılmış olup da görülmekte olan bir davanın bu defa yeniden açılmış olduğunu belirtir. Kuşkusuz derdestlik itirazının kabulü için her iki davanın taraflarının, konusunun ve dava sebebinin aynı olması gerekir. Eldeki davada da, açılmamış sayılmasına karar verilen davadaki istem ve taraflar aynıdır. Ancak, burada ayrıca derdestlikten söz edebilmek için diğer davanın görülmekte olup olmadığı hususunun irdelenmesi gerekir.
Bilindiği gibi HUMK.nun 409/5 maddesi uyarınca davanın takipsiz bırakılması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiğinde davacının davasını takipten vazgeçmiş ve terk etmiş olduğunun kabulü gerekir. Bu gibi durumlarda harcı da verilerek yeniden dava açılması olanaklıdır. Kısaca söylemek gerekirse davanın açılmamış sayılması kararı ile birlikte meydana gelmiş olan sonuçları ortadan kalkar. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek davacının artık takip etmediği bir davayı eldeki dava açısından derdest kabul etmesi doğru değildir.
Ayrıca hemen belirtmek gerekir ki davanın Türk Medeni Kanununun 1027. maddesine göre tapu kaydında yazılı ismin nüfus kaydına uygun olarak düzeltilmesi isteğine ilişkin olduğu, sicillerin doğru yazılması isteğinden kaynaklanan ve kamu düzenine dayalı bu tür istemler vazgeçilmez haklardan olup taşınmazın aynına ilişkin de bulunmadığı hususu da gözetildiğinde kaydın düzeltilmesi her zaman istenebilir. Kaldı ki, tapudaki kayıt kimlik bilgilerine göre düzeltildikten sonra aynı nedenle yeniden düzeltme yapılamayacağı da kuşkusuzdur.
Tüm bu açıklamalardan sonra mahkemece davacının takip etmediği ve açılmamış sayılmasına karar verilerek esası kapatılan davanın eldeki dava açısından derdestlik oluşturmayacağı gözetilerek işin esasına girilerek yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/13323, K. 2009/13939, 10 Aralık 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama