KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/13667 E., 2009/14340 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
417 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.01.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, yayla olduğu iddia edilen çekişmeli taşınmaza ait tapu kaydının iptali ve özel siciline işlenmesi istemiyle açılmıştır. Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir. Dava dilekçesi ve duruşma gününün davalıya Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, öncelikle anılan madde uyarınca geçerli tebligatın ne şekilde yapılması gerektiğinin incelenmesi gerekmektedir.
Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre kendisine tebligat yapılacak kimse, gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine yada memuruna imza karşılığı teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine bildirir.
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğü’nün 28.maddesinin 1. fıkrası uyarınca da tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturularak, alınan beyanı tebliğ mazbatasına yazıp, altını imzalatması gerekir.
Bu yön özellikle Tebligat Kanunu’nun 23 ve Tüzük’ün 33. maddelerinde de ayrıca vurgulanmıştır.
Eldeki dava davalıya çıkarılan tebligat incelendiğinde, 13.02.2006 tarihili duruşma gününün 11.02.2006 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre tebliğ edildiği, tebligata adres kapalı olduğundan komşusu ...’e haber verilerek bir örneğinin kapıya yapıştırıldığı yazılmıştır. Ancak, komşu ...’in imzası alınmamıştır. Bu durumda tebligat işleminin kanun ve tüzük hükmüne uygun yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Oysa tüzüğün 28. maddesinin 1. fıkrası hükmünün aynen yerine getirilmesi halinde, tebligat memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği ve adreste bulunmadığı tevsik edilmiş ve tebligatın Tebligat Kanunu’nun 21.maddesinde öngörülen koşulla yapıldığı kabul edilir.Tebligat yöntemine uyulmayarak davalıya yapılan tebliğ ile yokluğunda yargılama yapılması savunma hakkını ortadan kaldırmış bulunduğundan HUMK. nun 73. maddesine aykırı bir şekilde yapılıp bitirilen yargılamaya dayalı hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, getirtilen tapu kaydından dava konusu 360 ada 28 parsel sayılı taşınmazın hükmen tescil edildiği anlaşılmaktadır. Taşınmazın tescilini sağlayan hükümde eldeki davanın davacısı Hazine’nin taraf olup olmadığı incelenmeden, davanın kabulüne karar verilmesi de doğru değildir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/13667, K. 2009/14340, 17 Aralık 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama