KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/14904 E., 2010/8543 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.289 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.12.2003 gününde verilen dilekçe ile menfi tespit ve istirdat talep edilmiş, ... tarafından açılan ve birleştirilen davada ise tahsis bedelinin tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davaların kısmen kabulüne dair verilen 09.07.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı (davacı) ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 14.06.1993 tarihli Orman Bakanlığı oluru ile kendilerine tahsis edilen sahada yaptıkları turistik tesis için arazi tahsis bedeli ve gayri safi gelirin %2'si oranında kira payı ödediklerini, ancak idarenin kendilerinden taahhütname hükümlerine aykırı olarak eksik ödeme yapıldığı iddiasıyla 100.606,085 TL arazi tahsis bedeli istediğini ileri sürerek idareye borçlarının olmadığının tespiti ile ayrıca yasal dayanağı olmadığı halde otelin 3.kişilere kiraya verilmesi nedeniyle kiracıdan alınan bedel üzerinden de %2 pay aldıklarını ileri sürerek, fazla tahsil edilen bedellerin de istirdadını talep etmiştir.
Davalı idare, davanın reddini savunmuştur. Ayrıca açtığı ve eldeki dava ile birleştirilen davasında, tahsise konu taşınmaz üzerindeki turistik tesisler için 1996-2004 yılları arasında yapılan eksik ödemeler tutarı 100.606,80 TL'nin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Yasasına göre hesaplanacak gecikme faizleri ve KDV'si ile birlikte tahsili isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, menfi tespit isteminin kısmen kabulüne, istirdat isteminin reddine, karşı davanın da kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı aynı zamanda birleşen davanın davacısı ... temyiz etmiştir.
İlk dava, menfi tespit ve istirdat, birleşen dava ise 6831 sayılı Yasanın 17. maddesi gereğince turizm amaçlı tahsis edilen orman arazisi için arazi tahsis bedelinin tahsili isteğine ilişkindir.
Bilindiği gibi orman arazileri 6831 sayılı Orman Kanununun 17/3 maddesi Anayasa mahkemesince 17.12.2002 tarihinde iptal edilmeden önce anılan madde hükmüne göre turizim amaçlı olarak tahsis edilebilmekte, bu amaçla irtifak hakkına konu olmaktaydı. Somut olayda da; 1167 sayılı parsel turistik tesis yapılmak üzere tahsis edilmiş daha sonra da irtifak sözleşmesi düzenlenerek bu tahsis bağımsız ve müstakil bir hak olarak tapu kütüğünde ayrı bir sayfaya kaydedilmiştir. Bu tür tahsis ve irtifak haklarına ilişkin yasal düzenlemelere ve somut olaydaki uygulamaya değinmeden önce birleştirilerek yargılaması yapılan davalarda öncelikle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sürecinin ortaya konulmasında yarar vardır.
İlk olarak Orman Bakanlığı'nın 14.06.1993 tarihli oluru ile 102.000 m2 orman arazisi 500 yataklı 1.sınıf tatil köyü yapılmak üzere ... A.Ş.'ye tahsis edilmiştir. Hak sahibi 30.07.1994 tarihli taahhütnameyi düzenleyerek noterde onaylatmış ve idareye teslim etmiştir. Taahhütnamede 590 yataklı 1.sınıf tatil köyü için izin verildiği belirtilmiş ve proje maliyet bedelinin %05 oranındaki arazi tahsis bedeli de 146.650.000 TL olarak gösterilmiştir. Taahhütnamenin 1.maddesinde bu bedelin her yıl yayınlanan Devlet İhale Genelgelerindeki gayrimenkul artış oranları emsal kabul edilerek bu oranların önceki bedele ilavesi ile izin başlangıç tarihi esas alınarak ödeneceği şeklinde düzenleme getirilmiştir. Proje maliyet bedelinin her 5 yılda bir yeniden saptanacağı da belirtilmiştir.
Hak sahibi ... A.Ş. daha sonra 300 yataklı 2.sınıf tatil köyü yapmak istediğini belirtmiş, 23.12.1994 tarihinde Bakanlık oluru verilmiştir.
Yine hak sahibi ... A.Ş.'nin talebi sonucu 09.02.1995 tarihli Bakanlık oluru ile tahsis ... A.Ş.'ye devredilmiş ve ... A.Ş. 09.02.1995 tarihli taahhüt senedi düzenlemiştir. Bu taahhüt senedinde 30.07.1994 tarihli taahhüt senedinin arazi tahsis bedelinin hesaplanma yöntemi ve ödeme şekline ilişkin düzenlemeler değiştirilmemiştir.
Süreçte taraflar, 02.10.1996 tarihinde resmi senet düzenleyerek irtifak hakkı tesis etmişler, üst hakkı olarak tapu kütüğüne yazılmıştır. İrtifak hakkına ilişkin resmi senet 300 yataklı 2. Sınıf tatil köyü yapılmak üzere tanzim edilmiş, arazi tahsis bedeli ise 146.650.000 TL olarak kabul edilmiş, yıllık artış oranlarının Maliye Bakanlığınca her yıl yayımlanan Vergi Usul Kanunu'na göre belirlenen yeniden değerleme oranında olacağı ve tahsis bedeline esas proje maliyet bedellerinin de 3 yılda bir yeniden değerlendirileceği hüküm altına alınmıştır.
Lehtarın izin sahasına 300 yataklı 2. sınıf tatil köyü yerine 650 yataklı tesis yaptığının saptanması üzerine de 06.04.1999 tarihinde Orman Genel Müdürlüğünce fark bedel ve taahhütname istenmiştir. Ancak hak sahibi şirket 25.04.2002 tarihli yönetim kurulu kararı ile taahhütname vermeyi kabul etmesine rağmen düzenlenen taahhütname notere onaylatılarak idareye teslim edilmemiştir.
Bu arada 17.10.2000 tarihinde hak sahibinin turizm yatırım belgesi iptal edilmiş, lehdarın izin sahasına 650 yataklı 4 yıldızlı otel yapmayı planladığını bildirmesi üzerine de 23.07.2002 tarihinde Bakanlık oluru verilmesine rağmen imzaları noterde onaylı taahhütname idareye teslim edilmemiştir.
Tüm bu aşamalardan sonra temyize konu olan husus; hak sahibi ... A.Ş.'nin menfi tespit davasına Orman Genel Müdürlüğünün de alacak davasına konu yapılan, 30.09.1996 - 30.09.2004 tarihleri arasında 1'er yıllık dönemlere ait 300 yataklı 2.sınıf tatil köyü arazi tahsis bedeli, 16.04.1999-16.04.2000 ile 16.04.2001-30.09.2001 ve bu tarihten itibaren 1'er yıllık dönemler halinde 30.09.2004 tarihine kadar sonradan ilave edilen 350 yatak için ayrıca 23.07.2002 - 2003 ve 23.07.2003 - 30.09.2004 dönemlerine ait fark arazi tahsis bedelleri toplamı olarak idare tarafından hesaplanan 102.606,80 TL'dir.
Taleplere konu yapılan alacak irtifak hakkı tesisine ilişkin sözleşmenin düzenlendiği 02.10.1996 tarihinden sonraki döneme ait olup, bu dönemde 05.04.1995 tarihli "Orman Arazilerinin Tahsis Hakkındaki Yönetmelik" hükümleri uygulanmaktadır. Anılan yönetmeliğin 52. maddesinin 1. fıkrasında "Turizm yatırımları için verilen izinlerde; ilk yıl arazi tahsis bedeli, proje maliyet bedelinin binde beşidir (%05). İlk yıl bedeli taahhüt sözleşmesi imzalanmadan önce yatırılır. Takip edilen yıllara ait tahsis bedeli, bir önceki yıl bedelinin deflatör kat sayısı ile çarpımı suretiyle tespit edilerek her yıl Eylül ayında tahsil edilir" şeklindedir.
Dava konusu tahsis işlemlerinde ve irtifak hakkı tesisi sözleşmesinde de proje maliyet bedelinin %05'i oranında arazi tahsis bedelinin her yıl alınacağı kararlaştırılmıştır. Ayrıca, resmi senette proje maliyet bedelinin 3 yılda bir yeniden belirleneceği kabul edilmiştir. Bu bedele ilave olarak da işletmenin gayri safi gelirinden %2 pay alınacağı resmi senette belirtilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, proje maliyet bedelinin yeniden belirlenme süresi ve, saptanan yıllık artış oranlarına esas alınan değerler de ilişkindir.
Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda 3 ayrı bilirkişi raporu alınmıştır. İlk raporda, idarenin 4 yıldızlı otel için taahhütname olmadığından 300 yataklı 2.sınıf ve ilave 350 yataklı 2.sınıf tatil köyü için eksik ödenen arazi tahsis bedellerini istemekte haklı olduğunu belirtmiş, 2.bilirkişi raporu idarenin taahhütname olması bile ilave tesis ve otel için sınıf farkından kaynaklanan arazi tahsis bedellerini isteyebileceği kabul edilmiş ve idarenin talebi doğrulanmıştır. Mahkemenin hükmüne dayanak yaptığı 03.11.2008 tarihli raporda ise, taahhütnameler ve resmi senet esas alınarak hesaplama yapılmış, idarenin 23.676.100.540 TL alacaklı olduğu kabul edilmiştir.
Gerçekten de, arazi tahsisinden sonra geçen süreçte hak sahibinin taahhüt senedi kapsamı dışına çıkarak ilave tesisler yaptığı konusunda çekişme yoktur. Bu olgu resmi senet düzenlendikten sonra saptanmış ve ilave tesisler için olur verilmesine rağmen taahhütname düzenlenmemiştir. Kuşkusuz taahhütname verilmemiş olması, hak sahibinin ilave tesisler için tahsis bedelinden sorumlu olmayacağı anlamına gelmez.
Ancak, ödeyeceği bedellere ilişkin sorumluluğunun kapsamının belirlenmesi noktasında tereddüt oluşabilir. Bu durumda da resmi senedin esas alınması gerekecektir. Taraflar arasındaki ilişki artık resmi senedin düzenlenmesi ile birlikte bir irtifak hakkı ilişkisine dönüşmüş olup, yatak sayısının artması sonucu değiştirmeyecektir.
Bu nedenle de proje maliyet bedelinin %05'i olarak tanımlanan arazi tahsis bedelinin ve bu bedelin hesaplanması hususunda artık resmi senet hükümleri esas alınmalı ve 1995 tarihli Orman Arazilerinin Tahsisi Hakkındaki Yönetmeliğin 52/1 maddesi de gözetilmelidir.
Her ne kadar mahkeme hükmüne dayanak yapılan bilirkişi raporunda resmi senet hükümleri de değerlendirilmeye alınmış ise de; taraflar arasındaki arazi tahsis bedelinden kaynaklanan uyuşmazlık resmi senet düzenlendikten sonraki dönemi kapsadığından taahhütnamelere de yollama ile yapılan hesaplamalar ve proje maliyet bedellerinin yeniden belirlenmesindeki kriterlerde gösterilmeden yapılan inceleme denetime uygun bulunmamıştır.
Yapılan tüm bu açıklamalara göre mahkemece yapılması gereken iş; yeniden bilirkişi incelemesine başvurularak.
300 yataklı 2.sınıf tatil köyü, ilave 350 yataklı 2.sınıf tatil köyü ve 4 yıldızlı otel farkından kaynaklanan ve eksik ödendiği ileri sürülen arazi tahsis bedellerinin idarenin sunduğu çizelgedeki dönemlere göre ayrı ayrı hesaplattırılması proje maliyet bedellerinin 3 yılda bir yeniden belirlenmesinde idarenin hesaplamalarına bağlı kalmadan belirlenmesi, yapılan ödemeler düşüldükten sonra, eksik ödeme var ise bu ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Yasaya göre gecikme faizlerinin belirlenmesi istenmeli, HUMK'nun 275 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınmalı ve sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Tüm bu yönler üzerinde durulmadan somut olaya uygun olmayan bilirkişi incelemeleri ile sonuca gidilmesi doğru görülmediğinden karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/14904, K. 2010/8543, 26 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama