KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/1596 E., 2009/1944 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
510 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 31.10.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 15 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payına malik olduğunu belirterek dava konusu taşınmazı davalının haksız kullanması nedeniyle elatmasının önlenmesi ve ecrimisil isteminde bulunmuştur.
Davalı, taşınmazda annesinin de payı bulunduğunu, taşınmazın geri kalan kısmını maliki olan Necattin Şimşek’ten kiraladığını, kullanmasının haksız olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, istemin bir kısmı hüküm altına alınarak davacıya ait 1/2 paya davalının elatmasının önlenmesine ve ecrimisil isteminin reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Medeni Kanunun 683. maddesi “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” hükmü ile malikin hukuksal sınırlar içinde mutlak kullanım hakkı olduğunu düzenlemiştir. Yine 693/son maddesinde “paydaşlardan her biri bölünmeyen ortak menfaatlerin korumasını, diğer paydaşları temsilen sağlayabilir” hükmü yer almaktadır. Bu madde ile paylı maliklerden birinin taşınmazla ilgili bölünmeyen ortak menfaatlerin korunmasını, diğer paylı malikleri temsilen isteyebileceği belirtilerek paylı malike kanuni temsil yetkisi verilmiştir.
1-Eldeki davada davacı 15 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payına malik olup, diğer paydaş Zilfi ...’dır. Dosyada mevcut nüfus kayıt örneklerinin
incelenmesinden 1/2 pay maliki Zilfi ...'ın ölü olduğu, davalı ...'in mirasçıları arasında yer almadığı gibi Zilfi mirasçıları da sağ görüldüğünden, davalının taşınmazda herhangi bir mülkiyet hakkı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalının savunmasına dayanak yaptığı kiracılık ilişkisi yönünden ise taşınmazı kiraladığını bildirdiği dava dışı Necattin Şimşek ve Necattin’in murisi ... Şimşek’in taşınmazda mülkiyet hakkı bulunmadığından kiralama davalıya kullanma hakkı sağlamayacaktır. Bu nedenlerle davalının elatmasının önlenmesine karar verilmesinde yasaya aykırılık yoktur.
Ne var ki, mahkemece davalının taşınmazın davacıya ait 1/2 payına elatmasının önlenmesine karar verilmiştir. Davalı taşınmazın tamamını kullanmaktadır ve bu kullanımı bir hakkı dayanmamaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere davacının istemi, paylı mülkiyete tabi taşınmazın kullanılabilirliğini sağlamaya yönelik, diğer bir anlatımla tüm paydaşların yararına olan bir tasarruf olduğundan Türk Medeni Kanununun 693/son maddesi uyarınca paydaşlardan her birinin bu taleple dava açabilmesi olanağı vardır.
Hal böyle olunca, taşınmazda paylı malik olan davacı, yasadan doğan bu temsil yetkisine dayanarak diğer paydaşları temsilen elatmanın önlenmesi istemli bu davada taşınmazın tamamının korunmasına yönelik istemde bulunabileceğinden davalının taşınmazın tamamına elatmasının önlenmesine karar verilecek yerde yanılgıya düşülerek sadece davacının payına elatmanın önlenmesine karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2-İkinci kademedeki istek olan ecrimisil yönünden davalının işgali herhangi bir yasal hakka dayanmadığından ecrimisil isteminin reddi doğru olmamıştır. Davacı taşınmazın 1/2 payına malik olduğuna ve davalı tarafından taşınmazın tamamı kullanıldığına göre payı kadar ecrimisil isteyebilecektir. Mahkemece yapılması gereken iş; bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırıp, sonra sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır. Mahkemece bu konuda da yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan talebin reddedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/1596, K. 2009/1944, 16 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama