KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/1943 E., 2009/2918 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mart 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
347 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.12.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal tescil, olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, tapulu taşınmazın harici satın alınması iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek tazminat talebine ilişkindir. Davalılar, tapulu taşınmazın harici satımının geçerli olmadığını, tazminat isteminin zamanaşımına uğradığını, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, harici satışa değer tanınmayacağından tazminat istemi yönünden ise talep zamanaşımına uğradığından bahisle dava reddedilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden çekişme konusu 422 parselin davalılardan ... adına tapuda kayıtlı olduğu, davanın açıldığı 15.12.2004 tarihinde diğer davalı ...’e tapuda satıldığı anlaşılmaktadır. Davada dayanılan 06.04.1982 tarihli harici satış sözleşmesi davacının mirasbırakanı ... ile davalılardan ..., ... ve bir kısım davalılar mirasbırakanı ... arasında yapılmıştır.
Bu sözleşmenin Borçlar Kanununun 213. ve Türk Medeni Kanununun 706. maddeleri hükmünce resmi şekilde düzenlenmemiş olması nedeniyle geçersiz olduğu kuşkusuzdur. Diğer taraftan, davacı çekişmeli taşınmazın sözleşmenin satıcı tarafları ile kayıt maliki olan ... arasında trampa edildiğini, yapılan trampa işlemi sebebiyle mülkiyetinin sözleşmenin alıcı tarafına geçtiğini ileri sürmüş ise de, buna ilişkin yazılı bir delil getirmemiştir.
Kaldı ki, Borçlar Kanununun 232. maddesi uyarınca trampa aktinin de resmi şekil koşuluna uyularak yapılması zorunludur.
Mahkemece bu saptamalar gözetilmek suretiyle mülkiyet aktarımı isteminin reddinde yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Davacının tazminat istemine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Borçlar Kanununun 66. maddesi hükmüne göre, sebepsiz zenginleşmeye dayalı istemlerin bir senelik zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekir. Yine aynı hüküm uyarınca bu süre istirdata haklı olunduğunun öğrenilmesi tarihinden başlar. Somut olayda; bu sürenin başlangıcı davacının ferağ umudunu yitirdiği tarihtir. Davacı, taşınmaz mülkiyetini isteyemeyeceğini açtığı dava sonucu oluşturulan hükümle öğrendiğinden ve ferağ umudu hüküm tarihinde sona erdiğinden davada zamanaşımı gerçekleşmemiştir.
Mahkemece davacının ikinci kademedeki isteminin incelenerek hükme bağlanması yerine zamanaşımı süresi geçmiş gibi bu istek de reddedildiğinden karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/1943, K. 2009/2918, 10 Mart 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama