KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/2028 E., 2009/4589 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
615 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.10.2003 gününde verilen dilekçe ile beyanlar hanesindeki miktar fazlası kaydının terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, imar uygulamasıyla 308 m2 yüzölçümündeki imar parseline dönüşen 3072 ada 13 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında bulunan “ 2742m2 fazlalık 29.12.1958 tarih 1791 numaralı yazı ile Çeşme Malmüdürlüğüne ve İskan Müdürlüğüne bildirilmiştir” belirtmesinin bedeli karşılığı kaldırılması istemiyle açılmıştır.
Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişinin bulduğu 31.758,75YTL bedel davacı adına depo ettirilerek dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine temyiz etmiştir.
Dosyada yer ... bilgi ve belgelerden davacının, 4706 sayılı Kanunun 4.maddesinin (g) bendine dayanarak miktar fazlasının bedeli karşılığı terkini için davalı idareye başvurduğu, davalı idarenin belirtmenin terkini için saptanan bedelin ödenmesini istediği, bedeli yüksek bulan davacının eldeki bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmaz kadastro sırasında, 18 ada 13 parsel numarası ile tescil edilmiş, beyanlar hanesine “ 2742 m2 fazlalık 29.12.1958 tarih 1791 numaralı yazı ile Çeşme Malmüdürlüğüne ve İskan Müdürlüğüne bildirilmiştir” belirtmesi yapılmıştır. İmar uygulaması sonucuda dava konusu taşınmaz 04.01.1983 tarihinde 308 m2 olarak tescil edilmiştir.Taraflar arasında 3072 ada 13 parsel sayılı taşınmazdaki Hazineye ait olan miktar fazlalığının
141,15 m2’ye karşılık geldiği uyuşmazlık konusu yapılmamış, eldeki dava 141,15 m2’ye karşılık gelen belirtmenin bedeli ödemesi koşuluyla kaldırılması için 05.10.2003 tarihinde açılmıştır.
Taşınmazın kaDastro işlemine tabi tutulduğu tarihten itibaren 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3.maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü süre geçirildiğinden, davacının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20/d maddesinden yararlanarak miktar fazlasının adına tescilini isteme olanağı kalmamıştır. Değişik bir ifadeyle, taşınmazın tapu kaydındaki miktar fazlası şerhi davalı Hazine yönünden bir bakıma mülkiyet hakkına dönüşmüştür. Kısaca, davalı Hazine tamamı 308 m2 olan 3072 ada 13 parseldeki lehine olan belirtme sebebiyle 141,15 m2 yüzölçümündeki yerin malikidir.
Bu aşamada, davacının 4916 sayılı Kanunla değişik 4706 sayılı Kanuna dayanarak yaptığı başvurudan sonra mahkeme hükmüyle bedelin tespitini, dolayısı ile mahkemenin tarafların iradesi yerine geçerek saptayacağı bedel karşılığı mevcut belirtmenin terkinini talep ... edemeyeceğinin incelenmesi gerekmektedir.
Gerçekten, 4706 sayılı Kanunun 4/g maddesinde “tapu kayıtlarında tapu fazlalıklarının Hazineye ait olduklarına ilişkin şerh bulunan taşınmazdaki fazlalıklar tapu malikine veya mirasçılarına … rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilir” hükmü bulunmaktadır. Görülüyor ki, kanun koyucu miktar fazlalıklarının tapu maliki veya mirasçılarına doğrudan rayiç bedel üzerinden satılacağını değil, satılabileceği kuralını getirmiştir.
Tapu kayıtlarından Hazinenin hakkı belirtmeden kaynaklanmış olmakla birlikte, yukarıda açıklandığı üzere yapılacak satış işleminin bir taşınmaz satım akti olduğu da kuşkusuzdur. Borçlar Kanununun kabul ettiği “irade serbestisi” kuralına göre ve Borçlar Kanununun 1.maddesi hükmü gereğince bir akit tarafların karşılıklı ve birbirine uygun surette ... beyan etmeleri sonucu kurulur.
Rızai akitlerden olan taşınmaz satış aktine ilişkin Borçlar Kanununun 182.maddesinde yapılan tanıma göre de “satım bir akittir ki, onunla satıcı satılan malı alıcının iltizam ettiği semen mukabilinde alıcıya teslim ve mülkiyeti ona nakleylemek borcunu tahammül eder.” Satım aktinin kurulmasında bütün sözleşmelerde aranan karşılıklı ve birbirine uygun ... beyanının dışında satım aktinin konusu olan “bedel” unsurunun da sözleşmenin vazgeçilmez unsurları arasında olduğu çok açıktır.
Başka bir anlatımla taşınmaz malın satımı malın parayla değiştirilmesini ... tutan rızai akitlerdendir. Kuşkusuz, taşınmaz satım aktinin tarafları,taşınmaz satış bedelini serbestçe tayin edebilir. Hal böyle olunca mahkemenin bilirkişi raporundan yararlanarak tarafların iradesi yerine geçecek şekilde satım aktinin vazgeçilmez unsuru olan bedeli tayin etmeye ve tarafları satım akti yapmaya zorlama yetkisi yoktur.
Yapılan bu saptamalar ile özellikle 4706 sayılı Kanunun 4916 sayılı Kanunla değişik 4/g maddesi hükmünün Hazineye satım konusunda takdir yetkisi tanıdığı göz ardı edilerek, istemin reddi yerine bilirkişi raporunda belirlenen bedeli taraf iradesi imiş gibi kabul edilerek, dava yazılı olduğu şekilde hükme bağlandığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/2028, K. 2009/4589, 10 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama