KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/2178 E., 2009/3227 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mart 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
483 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.04.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulü dair verilen 10.09.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, 16.05.2001 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalılardan vaat borçlusu Suat, davaya cevap vermemiştir. Diğer davalı ..., dayanılan sözleşmenin tarafı olmadığını, esasen davacının konut niteliği ile taşınmaz tescilini isteyemeyeceğini, açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece dava kabul edilmiş, 1120 parseldeki 1/19 payın davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hükmü, davalı ... temyiz etmiştir.
Davada dayanılan 16.05.2001 günlü sözleşmenin ilk sayfasında “. 1120 parselde kayıtlı gayrimenkulüm ile bu gayrimenkul üzerinde ... İnşaat Tic. Ltd.Şti. müdürü ve hissedarı olarak şirket adına yaptığımız müstakil dubleks evi ve buna tekabül eden 1/19 oranındaki arsa payını eşit olarak arsanın mülkiyeti dahil … bedel mukabilinde ...’e satış vaadi sözleşmesiyle sattım…” beyanı bulunmaktadır.
Bu beyandan, satış vaadi borçlusunun hem arsa sahibi hem de yüklenici sıfatıyla hareket ederek yapılmakta olan bir inşaattaki bağımsız bölümün ve buna bağlı arsa payının satışı vaadinde bulunup bulunmadığı anlaşılamamaktadır. Şayet, satış vaadi borçlusu maliki olduğu arsa üzerine inşa etmekte olduğu bir binadan bağımsız bölümün satışı vaadinde bulunmuşsa davanın görüleceği yer genel mahkeme değil, özel yetkili tüketici mahkemesi olacaktır.
Öncelikle, bu hususun duraksamasız açığa kavuşturulması gerekir.
Gerçekten, 4822 sayılı Kanununla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 3.maddesi ( c) bendi ile konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar da Tüketicinin Korunması Kanunun kapsamına alınmıştır. Tescil ve dava konusu yapılan taşınmazın niteliği konut olarak bildirilmiştir.
Anılan yasanın (e) bendindeki tanıma göre tüketici: bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek veya tüzel kişiyi, (f) bendindeki tanıma göre de satıcı: kamu tüzel kişileri dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetler kapsamındaki tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri ifade eder.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 23.maddesi hükmüne göre de, bu kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerekir.
O halde mahkemece, taraflar isticvap edilmeli, davanın tüketici mahkemesi görevine girip girmediği açığa kavuşturulmalı, davanın tüketici mahkemesi görevine girdiği sonucuna varılırsa, o yerde ayrı bir tüketici mahkemesi varsa çekişmenin tüketici mahkemesinde görülmesi aksi halde davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiği düşünülmelidir.
Mahkemenin eksik inceleme ve araştırmayla kamu düzeninden olan ve re’sen gözetilmesi gereken görev konusunu halletmeden çekişmenin esasının incelenmesi açıklanan nedenlerle doğru değildir.
Yapılan araştırma ve inceleme sonucu davanın tüketici mahkemesinin görevi kapsamı içerisine girmediğinin saptanması halinde ise, davalılardan ...’ün hukuki durumu Türk Medeni Kanununun 1023.maddesi kapsamında değerlendirilmeli, taraflardan buna ilişkin delilleri istenip toplanmalı ve sonucu dairesinde bir hüküm kurulmalıdır. Değinilen hususların gözardı edilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/2178, K. 2009/3227, 16 Mart 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama