Dava, inançlı temlik işlemine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek ise tazminat talebine ilişkindir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava kabul edilmiştir.
Hükmü davalılar temyiz etmiştir.
1-Hüküm davalılardan ...’a 4.11.2008 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz 24.11.2008 tarihinde ve ancak yasanın öngördüğü 15 günlük süre geçirildikten sonra yapılmıştır. Davalılardan ...’un süresinde yapılmayan temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Çekişme konusu 151 ada 1 parseldeki zemin kat 2 numaralı bağımsız bölümün davalılardan ...’ın satışı malik ...’un vekilleri davalı ... ve ... ... tarafından yapılmıştır. Kısaca, davalılardan ... sözleşmeyi yapan ...’un vekilidir.
Bir tanımlama yapmak gerekirse temsil; başkası ... ve hesabına işlem yapmak demektir. Başkası ... ve hesabına işlem yapma yetkisi ise “temsil yetkisi” olarak bilinir. Temsil ilişkisinde daima üçlü bir durum vardır. Bu ilişki “temsil edilen-temsilci ve üçüncü şahıs” arasında kurulur. Temsilde hukuksal işlemin tarafları ile bunu yapanlar farklı kişilerdir. Hukuksal işlem temsilci tarafından yapıldığı halde, hüküm ve sonuçları temsil olunana ait olacaktır. Dolayısıyla eldeki davada satım aktini vekil sıfatı ile imzalayan davalı ...’a husumet düşmez.
Mahkemece yapılan bu saptama bir yana bırakılarak, vekil sıfatı ile hareket eden davalılardan ... hakkındaki davanın esastan incelenmesi doğru olmamıştır.
3-Davalılardan ...’ın temyiz itirazlarına gelince;
Davadaki istemin dayanağı inançlı temlik işlemidir.
Bir tanımlama yapmak gerekirse inançlı temlik; bir taşınmaz mülkiyetini devreden malikin devralanın bu taşınmazı belli bir amaç için kullandıktan sonra tekrar kendisine veya onun belirleyeceği üçüncü bir şahsa geri temlik edeceği inancıyla taşınmaz mülkiyetini devretmesine denir. İnançlı temlikte taşınmaz mülkiyetini devralan ... malik, belli koşulların gerçekleşmesi halinde, taşınmaz mülkiyetini tekrar geri temlik etmeyi taahhüt etmektedir.
Burada her iki tarafın amacı da mülkiyeti nakletmek olduğundan mülkiyetin alıcıya geçişi muteberdir. Eldeki davada inançlı temlik işleminin tarafları davacı ... ile davalı gösterilenlerden ...’.... Mülkiyeti tapuda devralan diğer davalı ... ise inançlı temlik işleminden sonra taşınmaza tapuda malik olan kişidir. Bu bakımdan davadaki durumunun T.M.K.nun 1023. ve 1024. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
Hukukumuzda, kişilerin satın aldığı şeylerin ileride kendilerinden geri alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, satın ... kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse iyiniyetten maksat “ hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir”
Belirtilen ilke, TMK.nun 1023 maddesinde aynen “tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddesinde “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu ... veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde vurgulanmıştır.
Bu bakımdan mahkemece; davacı tarafından açılan bu dava ile davalılardan ...’ın kötüniyetli olduğu da iddia edilmiş sayılacağından bu davalının davalı ... ile el ve işbirliği içinde ve davacının inançlı temlik işleminden kaynaklanan haklarını bertaraf etmek kastı ile hareket ... etmediği taraf delillerinin toplanması ve toplanacak delillerin mevcut delillerle birlikte değerlendirildikten sonra çekişmenin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir. Değinilen yön bir yana bırakılarak, davalı ...’ın kötüniyeti tartışılmadan eksik araştırma ve inceleme ile dava kabul edildiğinden karar bozulmalıdır.
SONUÇ. Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalılardan ...’un temyiz isteminin reddine, hükmün 2 bent uyarınca davalı ..., 3.bent gereğince de davalı ... yararına BOZULMASINA, 625. TL duruşma vekalet ücretinin davalı ...’dan alınarak davalılardan ... ve ...’a verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 14.4.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.