KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/2258 E., 2009/3827 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mart 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
609 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.03.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil veya tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacı ... isteminin husumetten reddine, davacı ...'in tazminat isteminin kabulüne dair verilen 04.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar, davalı yüklenici ... ile arsa malikleri olan davalıların murisi ... arasında Nevşehir ...Noterliği’nce 20.08.1998 tarihinde düzenlenen arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca yükleniciye bırakılan taşınmazlardan 2386 ada üzerindeki 3. kat daireyi 04.01.1999 tarihli sözleşme ile davacı ...’e.
Nevşehir ....Noterliği’nin 27.10.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile 2386 ada 5 parsel sayılı taşınmazda yapılan binanın 4. kat 8 numaralı daireyi de davacı ...’a yüklenici ...’in satmayı vaat ettiğini, yükleniciye karşı edimleri yerine getirdiklerinden taşınmazların adlarına tescilini, ikinci kademedeki istekleri ise her bir davacı için 7.500YTL davalılardan alınmasını, ıslah dilekçesi ile de, ayrı ayrı 30.000YTL davalılardan alınmasını istemişler, davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacı ...’ın tapu iptal tescil isteminin reddi ile 30.000YTL tazminatın davalı yüklenici Seyit’ten tahsiline; davacı ...’in davasının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı ... vekili temyiz etmiştir.
Dava, arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümlerin temlik alınması nedeniyle kişisel hakka dayalı tapu iptali tescil, ikinci kademedeki istem ise tazminat istemine ilişkindir.
Arsa sahibi ile arasında arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi bulunan yüklenicinin şahsi hakkını üçüncü kişiye temlik etmesi halinde üçüncü kişinin ifa talep edip edemeyeceğinin saptanmasında öncelikle yüklenicinin edimini (eseri meydana getirme ve teslim borcunu) yerine getirip getirmediğinin, ardından sözleşme hükümlerindeki diğer borçlarını ifa edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması zorunludur.
Somut olayda, davalı yüklenici ile davalı arsa malikleri arasındaki sözleşme 24.01.2005 tarihinde kesinleşen Nevşehir 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2004/195-372 sayılı dosyası ile geriye etkili olarak feshedilmiştir. Görülüyor ki, bu fesih ile davacının tapu iptal tescil istemine dayanak oluşturan arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi geçerliliğini yitirmiştir. Daha açığı davacının tapu iptal tescil isteminde bulunma hakkı kalmamıştır. Bu nedenle, davada davacının ikinci kademedeki tazminat istemi yönünden değerlendirme yapılarak toplanacak kanıtlara dayanılarak olumlu yada olumsuz bir karar verilmelidir.
Davacı ..., davada yüklenici ile 04.01.1999 tarihinde düzenledikleri “satış protokolü” başlıklı adi yazılı belgeye dayanmıştır. Mahkemece, anılan sözleşmenin davacı ...’in eşi ile yüklenici arasında düzenlendiğinden davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede borçlanmaya ilişkin neden gösterilmiş ise, “nedene bağlı işlem”; neden gösterilmemiş ise “soyut işlem”den sözedilir. Borçlar Kanununun 17. maddesi “Borcun sebebini ihtiva etmemiş olsa bile borç ikrarı muteberdir.” hükmünü içermektedir. Her alacak hakkının varlığı, bunu sağlayan bir hukuk ilişkisine ve bunun illiyetine dayanır.
Bu illiyet, alacak hakkının doğumunu, hukukça ödenmesi gerekli bir hakkın var olduğunu sağlayan bir olay veya tek taraflı yahut da karşılıklı bir irade açıklamasını yahut bu yol ile iki iradenin uygun olarak birleşmesinden ibarettir. Yasa, sadece borçlu olduğunu açıklayan kişinin, iki taraf arasındaki ilişkinin nedenini göstermeden, bir hakkın veya borcun varlığını, ödeneceği iradesini açıklamasını yeterli görmüştür. Kısaca, nedenini taşımayan borç belgeleri geçerlidir.
Somut olayda, davacı ...’in dayandığı 04.01.1999 tarihli sözleşme davacının eşi ile yüklenicinin imzalarını taşımaktadır. Sözleşme içeriğinden ve davacı eşinin 19.03.2008 tarihli oturumda tanık olarak alınan beyanlarından çekişme konusu taşınmazın davacı adına alındığı anlaşılmaktadır. Anılan sözleşme, az yukarıda yapılan açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde davacı ile eşi arasında soyut borç ikrarını içerdiğinden davacının aktif dava ehliyetinin varolduğunun kabulü gerekir. Yapılan bütün bu saptamalara göre, davacının aktif dava ehliyeti bulunduğu halde Mahkemece aksi düşünce ile davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/2258, K. 2009/3827, 26 Mart 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama