KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/2282 E., 2009/3395 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mart 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
845 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.9.1996 ve birleştirilen dosyalarda verdiği 16.4.2007 gününde verilen dilekçeler ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 9.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dava ve birleştirilen davalarda, adına kayıtlı 2230 parselnumaralı taşınmazların genel yol ile bağlantısının bulunmadığını belirterek geçit hakkı kurulması isteğinde bulunmuştur.
Davalılardan Ziya, 2227 parselin geçit hakkı için daha uygun olduğunu ve tüm alternatiflerin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 2230 parsel numaralı taşınmaz yararına 2238 ve 2228 numaralı parseller aleyhine 27.3.2008 tarihli bilirkişi raporunda 1 numaralı seçenek olarak belirtilen kısımdan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarAk açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” yada “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir.
Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince;
Yararına geçit hakkı istenilen taşınmazın genel yol ile bağlantısının bulunmadığı sabittir.
Mahkemece, yapılan inceleme ve dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre istem konusu yapılan taşınmaz için en uygun geçidin bilirkişi raporunda belirlenen alternatif yollardan I numaralı seçenekte belirtilen yol olduğunun kabulü ile 2230 parsel yararına 2238 ve 2228 parsellerden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Ancak, az yukarıda da açıklandığı üzere Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmeli, kurulan geçit taşınmazları genel yola kesintisiz olarak ulaştırmalıdır.
Belirtilen nedenle mahkemece, yararına geçit istenen taşınmaz komşusu olan tüm parseller dikkate alınarak seçenekler değerlendirilmeli ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Eldeki davada; mahkemenin 1997338 E. 1999/248 K.sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporu ile de saptanan ve yararına geçit hakkı istenilen taşınmaz sınırında bulunan 2232 ve 2233 numaralı parsellerden geçit hakkı tesisi olanağı bulunup bulunmadığı araştırılmadığı gibi, geçit hakkının taşınmazların leh ve aleyhine kurulduğu, bu nedenle tüm taşınmazların genel yol ile bağlantısının kesintisiz olarak sağlanması gerektiği hususu da gözetilmemiştir.
O halde mahkemece, mahallinde yeniden keşif yapılarak 2232 ve 2233 parsellerden de geçit hakkı kurulma olanağı bulunup bulunmadığı yönünde bilirkişilerden rapor alınmalı, tüm alternatifler yukarıdaki ilkelerde değerlendirilerek en uygun seçenekten geçit hakkı kurulmalıdır.
Kabule göre de;
Mahkemece 27.3.2008 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmış ise de bilirkişi raporu sadece 2228 parsele ilişkin olup bu hali ile infaza elverişli olmadığı gibi rapora göre tesis edilen geçidin önceki geçide bağlantı sağlamış olması sebebiyle kesintisizlik ilkesi de dikkate alınmamıştır. Yine davacı parselinin geçit gereksiniminin sağlanması yönünden başkaca alternatifler mevcut olduğu halde 2238 parselin birden fazla geçit hakkı ile yükümlü tutulması da uygun görülmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/2282, K. 2009/3395, 18 Mart 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama