KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/2848 E., 2009/3799 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
475 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.10.2007 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
... mirasçısı olan davalılar, zamanaşımı savunmasında bulunmuştur.
Mahkemece, davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle, diğer davalılar hakkındaki davanın ise, zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma” kuralı ile bağdaşmayacağından dinlenmez.
Somut olayda; davacının isteminin dayanağı olan ve biçimine uygun olarak düzenlenmiş 18.10.1995 ve 20.10.2000 tarihli sözleşmelerde satışa konu 1986 ada 11parsel sayılı parselin davacıya satış vaadinde bulunulduğu, satış bedelinin tamamen alındığı ve ....zilyetlik ve kullanma haklarının da devir ve teslim edildiği.... yazılıdır.
1-Görülüyor ki, satışı vaad edilen taşınmazın zilyetliğinin devredildiği sözleşmede yer almıştır. Bu gibi durumlar da Türk Medeni Kanununun 979. maddesinde yer alan hüküm uyarınca zilyetlik hükmen devredilmiş, artık devreden kişi fer'i zilyet, devralan kişi ise asli zilyet sıfatını kazanmış kabul edilir. Dava konusu taşınmaz arsa niteliğinde olup kullanıma engel olunmaması, zilyetliğin sürdürüldüğü anlamına geldiğinden davalıların zamanaşımı savunması yukarıda sözü edilen dürüst davranma kuralına uygun olmadığından ... mirasçıları hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru değildir.
2-Davalı ... ile ilgili temyize gelince;
Bir kısım davalılar murisi ... tarafından 18.10.1995 tarihli biçimine uygun satış vaadi sözleşmesi ile davalı ... 'e satışı vaadedilen 11 parsel sayılı taşınmazın 20.10.2000 tarihli biçimine uygun satış vaadi sözleşmesi ile davacıya ... tarafından satışı vaat edilmiştir. Davanın her aşamasında davacı talebini ıslahen tazminata dönüştürebileceğinden ve bu taleple ilgili husumet ...'e yöneltileceğinden adı geçen davalı hakkındaki davanın reddi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/2848, K. 2009/3799, 25 Mart 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama