KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/2879 E., 2009/3609 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
358 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.04.2007 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin kaldırılması, menfi tespit ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.07.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, ipotek şerhinin kaldırılması, menfi tespit ve tazminat istemleri ile açılmıştır.
Davalı banka, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 176 ada 14 ve 141 ada 2 parseldeki davalı hissesindeki mevcut ipotek şerhlerinin terkinine, davacının 1996/46 esasta kayıtlı dava sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı banka temyiz etmiştir.
İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin Türk Medeni Kanununun 856. maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir.
Kuşkusuz, alacak sona erdiği halde alacaklı terkin taahhüdüne rağmen terkin talebinde bulunmazsa taşınmaz maliki rehnin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir.
Türk Medeni Kanununun 875. maddesi hükmü gereğince taşınmaz rehni alacaklıya, ana para ile tahakkuk giderleri ve gecikme faizini talep yetkisi tanımaktadır. Ana paradan kasıt 17.05.1995 günlü akit tablosunda yazılı olan “doğmuş ve doğacak” bütün alacaklardır. Davalı banka, muhtelif takipler sebebiyle davacıya rücu haklarının bulunduğunu, ipoteğin bu haklardan kaynaklanan alacaklarını da kapsadığını ileri sürdüğünden bu husus açıklığa kavuşturulmadan ipoteğin terkinine olanak yoktur. Diğer yandan belirtilmelidir ki bankanın verdiği 02.02.2005 tarihli ibraname münhasıran 1996/46 esasta kayıtlı dava sonucu ilama bağlanan banka alacağına ilişkindir. Davalı bankanın davacıyı bütün alacaklarından dolayı ibra ettiği kabul edilemez.
Bu açıklamalardan sonra mahkemece yapılması gereken iş; davalı bankadan ipotek sebebiyle hangi nedenlerle ve ne tür alacakları bulunduğunu sorup saptamak, buna ilişkin delilleri toplamak, davalının davacıdan başkaca alacakları olduğunun saptanması halinde dahi davayı reddetmek, aksi halde hasıl olacak sonuca uygun bir hüküm kurmak olmalıdır.
Değinilen yön bir yana bırakılarak, davalı bankanın davacıdan başkaca alacağı yokmuş gibi istek hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/2879, K. 2009/3609, 23 Mart 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama