KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/2953 E., 2009/3582 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
563 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar tarafından, davalı aleyhine 04.07.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 25.12.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar, 04.07.2007 tarihli dilekçesi ile murisi annesi ... adına verilen 06.06.1984 tarihli tapu tahsis belgesine 40 yılı aşan malik sıfatı ile zilyetliğe ve 48 sayılı parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki murisi babası ... lehine verilen bina şerhine dayanarak imar uygulaması ile oluşan davalı ... İdaresi adına 288.02 m2 arsa cinsi ile tapuda kayıtlı 48 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı ... İdaresi vekili, davacı ... aleyhine 2006/55 - 2007/9 sayılı dosyada 48 sayılı parsele müdahalenin önlenmesi ve üzerindeki binanın yıkılmasına dair 24.01.2007 tarihli hükmün 1.Hukuk Dairesince onanıp kesinleştiğini, yargılamanın yenilenmesi isteminin 03.10.2007 tarihinde reddedildiğini, ayrıca 48 sayılı parselin öncesi ... adına kayıtlı 19 sayılı parselde davacı veya murisi adına tapu tahsis belgesi verilmediğini beyanla davanın esastan reddini savunmuştur.
Mahkemece, keşfen yapılan incelemeye göre dava konusu 48 sayılı parselin evveliyatı olan belediye adına kayıtlı 18 sayılı parselde davacının murisi ... adına İstanbul Belediyesi tarafından 06.06.1984 tarihinde tapu tahsis belgesi düzenlendiği ancak bu belgeden sonra dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1993 yılında ıslah imar planı uygulaması yapıldığı, taşınmazın ifrazen davalı ... idaresi adına tescil edildiği, bu işleme karşı
tapu tahsis belgesi sahipleri tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi dava konusu taşınmazla ilgili ... idaresi tarafından açılan müdahalenin önlenmesi ve kal hükmünün kesinleştiği de anlaşılmakla kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 48 sayılı parselin öncesi belediye adına kayıtlı 18, Selimağa Vakfı adına kayıtlı 19 sayılı parsel ve çok sayıda parsellerin ıslah imar uygulaması nedeniyle tevhidi ve ifrazı sonucu oluştuğu,
03.03.2008 tarihli ve 23.07.2008 tarihli Tapu Sicil Müdürlüğünün cevabi yazılarından anlaşılmakta olup davacı mülkiyeti davalıya ait 48 sayılı parselin öncesi olan belediye adına kayıtlı 18 sayılı parselden 06.06.1984 tarihli murisi .... adına verilen 88 m2 ve öncesi Selimağa Vakfı adına kayıtlı 19 sayılı parselden 185 m2 miktarlı tapu tahsis belgesine dayanarak tapu iptali ve tescil istemiş ve dava sırasında Türk Medeni Kanununun 640. maddesi gereğince veraset ilamına uygun olarak diğer mirasçıların vekaletini ibrazla davaya devam etmiştir.
Tapu Sicil Müdürlüğünün cevabi yazısında.
"18 sayılı parsel tamamı İstanbul Belediyesi adına kayıtlı olup 06.06.1984 tarihli tapu tahsis belgesinin ... adına tapuya şerh verildiği, ancak 19 parsel sayılı gayrimenkulün Selimağa Vakfına ait olduğundan tahsis işlenmemiştir" şeklinde cevap verilmiş, davalı ... idaresi 19.11.2008 tarihli cevabi yazısında; öncesi Selimağa Vakfı adına kayıtlı 19 ve imar uygulaması ile 48 sayılı parsellerde davacılar murisine veya davacıya tapu tahsis belgesi verilmediği bildirilmiştir.
Tapu Sicil Müdürlüğü, belediye cevapları ve keşfen yapılan uygulamaya göre davacıların murisi ... adına verilen 18 sayılı parseldeki tapu tahsis belgesi imar uygulaması ile 48 sayılı parsele revizyon gördüğü ve 48 sayılı parselin tapu kaydının beyanlar hanesine muris ... lehine bina şerhi verildiği görülmektedir. Davacıların murisine belediyece verilen tapu tahsis belgesi işlem dosyası getirtilerek hukuken ve halen geçerli olduğu miktarın tespiti ile, DOP payı oranında indirim yapıldıktan sonra dava konusu 48 sayılı parseli hukuken bağlayacağı düşünülmeden ve davada HUMK.nun 237. maddesi hükmü gereğince hukuki sebep yönünden kesin hüküm bulunmadığı halde yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/2953, K. 2009/3582, 23 Mart 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama