KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/3132 E., 2009/4528 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
693 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 02.06.1998 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin, duruşma gideri verilmediğinden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı vaad borçlusu 995 parsel sayılı taşınmaz üzerine dava dışı yüklenicinin bina yaptığını, her ne kadar binanın zemin üstü 1. normal kat 4 numaralı bölümünün davacı ...’ya satışı vaat olunmuşsa da kendisine buna karşılık tapu devredildiğini açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı ... ... temyiz etmiştir.
Davacı ... ile vaat borçlusu davalı ... arasındaki 10.06.1993 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesi biçimine uygun düzenlenmiştir. Dava 02.06.1998 tarihinde açılmış bu tarihten sonra dava devam ederken şahsi hak alacağın temliki yoluyla ... tarafından 22.03.1999 tarihinde dava dışı ...’ya, onun da tarafından aynı yöntemle 16.11.2000 tarihinde hükmü temyiz eden ... ...’e temlik edilmiştir. Kısaca, müddeabih davacı tarafından davanın devam ettiği esnada çeşitli tarihlerde devredilmiştir. Bir dava açıldıktan sonra (dava devam ederken) dava konusu olan hakkın
(müddeabihin) bir başkasına (üçüncü kişiye) devredilmesi (temlik edilmesi) mümkündür. Taraflardan birinin müddeabihi başkasına devretmesi halinde, artık müddeabih üzerinde bir tasarruf yetkisi (hakkı) kalmaz. HUMK’nun 186. maddesi daha çok davalının müddeabihi temlik etmiş olması halini düzenlemişe benzemektedir. Bu nedenle m.186’da davacının müddeabihi temlik etmiş olması halinin düzenlenmediği fikri savunulmaktadır.
Fakat, HUMK.nun 186. maddesindeki “iki taraftan biri müddeabihi başkasına temlik ederse, diğer taraf muhayyerdir” denildiğinden, bu madde hükmünü imkan nisbetinde her iki taraf için de aynı şekilde uygulamak gerekir.
Satış vaadi sözleşmesinin temlik yoluyla üçüncü bir kişiye geçirilip geçirilemeyeceği tartışmalı bir sorun olmakla beraber, dava sırasında sözleşme konusu satış vaadi üçüncü bir kişiye temlik edilmişse müddeabihi devralan üçüncü kişi (... vaad alacaklısı) hakkı devreden davacının yerine geçerek davaya devam edebilir. Davada davacı ... ... 16.11.2000 tarihli sözleşmeye dayanarak davacı sıfatını kazanmış bulunmaktadır.
Gerek başlangıçtaki davacı ...’nın dayandığı 10.06.1993 günlü ve gerekse aradaki temlik sözleşmeleri ne de son temlik alacaklısı davacı ...’in dayanağı olan 16.11.2000 tarihli sözleşmeler yöntemince feshedilmiş değildir. Davalı vaat borçlusunun savunması feshedilmeyen bu sözleşmelere karşı olduğundan davalının senede karşı bu savunmasını HUMK.nun 290.ncı maddesi hükmü gereğince aynı güçteki senetle ispat etmesi gerekir. Yasanın senetle ispat edilmesini emrettiği bir konuda esasen iddia da kanıtlandığından yemin deliline de başvuralamaz. Dolayısıyla davada hükümlerini devam ettiren 10.06.1993 ve diğer temlik sözleşmeleri sonuç meydana getirir.
Yukarıda belirtildiği üzere üzerine bina yapılan çekişmeli 4 numaralı yerin de üzerinde bulunduğu yapı halen tapuda tarla niteliğinde kayıtlı bulunmaktadır. Taşınmazda kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmuş değildir. Kat irtifakı, arsa payına bağlı bir irtifak çeşididir.
Yapının tamamlanmasından sonra arsa malikinin veya kat irtifakına sahip ortak maliklerin veya bunlardan birinin tapu idaresine yapacağı yazılı bir istem üzerine kanunda gösterilen şartlar uyarınca kat mülkiyeti kurulabilir.
24.04.1978 Tarih ve 3-4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında “…- Binada kat mülkiyeti kurulmuş ise, kat malikinin bağımsız bölümünü başkalarına devir ve temlike ve satış vaadinde bulunmaya yetkili olduğunda ve satış vaadi sözleşmesinin noterlerce düzenleneceğinde doktrinde ve uygulamada bir duraksama ve uyuşmazlık yoktur. Çünkü kat mülkiyetinin kurulmasıyla Kat
Mülkiyeti Kanununun 13/4 üncü maddesi gereğince her bağımsız bölüm, ayrı bir taşınmaz niteliği kazanır. Kat malikleri sahibi oldukları bağımsız bölümler üzerinde Medeni Kanunun maliklere tanıdığı yukarıda anılan işlemleri yapmaya yetkilidirler. Taşınmazda kat irtifakı kurulmuş ise bunun da satış vaadine konu olması ve sözleşmenin noterlerce düzenlenmesi mümkündür…” denilmek suretiyle ilke olarak kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmamış bir yapıda bağımsız bölüm satışının olanaklı bulunduğu kabul edilmiştir.
Yapılan bu saptamalara göre mahkemece yapılması gereken iş; temlik yoluyla davacıya geçen 10.06.1993 günlü satış vaadi sözleşmesinin konusu 995 sayılı parseldeki binanın zemin üstü 1. normal katındaki 4 numaralı bağımsız bölüme karşılık gelecek arsa payını yapının kat irtifakı kurulacakmış gibi keşif suretiyle bilirkişiye hesaplatmak, bu paya hasren davadaki istemi hüküm altına almak olmalıdır.
Mahkemece, değinilen bütün bu yönler bir yana bırakılarak usulen kanıtlanmış gibi davada dayanılan satış vaadi sözleşmesi bir başka bağımsız bölüme karşılık gelen arsa payının davacılardan ...’ya verilerek feshedildiğinden bahisle istek reddolunduğundan karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/3132, K. 2009/4528, 9 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama