KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/3326 E., 2009/4522 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
757 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 5.11.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne (davacının payı yönünden) dair verilen 29.4.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Belediye ve ... ve ... vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ..., 268.13 metrekare alanlı gecekondu nedeniyle murisi ... ... adına düzenlenen tapu tahsis belgesi uyarınca, imar uygulaması sonucu düzenleme ortaklık payı da düşülerek 115.00 metrekare yer tahsis edildiğini, aynı niteliklere sahip olan bir başka kişi adına 174.00 metrekare tahsis yapılması sebebiyle 83 metrekare eksik tahsis bulunduğunu, belediye tarafından davalılara yapılan tahsis ve satış işleminin yasal olmadığını,
belediyenin 5.12.2000 tarihli encümen kararı ile davalılara yapılan tahsis işleminin geri alınmasına karşın işleme konulmadığını belirterek 31228 ada 8 parselde eksik yapılan tahsisten payına düşen 20.75 metrekarenin tapusunun iptali ile adına tescilini, 15.5.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile de talep konusu yapılan miktar dışında kalan kısmın davacı ve müşterekleri adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili, davacı murisi adına yapılan tahsisin yasal koşullara uygun olduğunu, işgal edilen ... kadar tahsis yapıldığını, belediyenin tapu maliki olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılar ... ve ..., tapudaki mülkiyetlerinin 2981 sayılı yasa ve satın alma nedenine dayandığını, iyiniyetli olduklarını, davacının tahsis belgesine göre talep edebileceği bir hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davacının isteminin hissesine yönelik olarak kabulü ile davalı ...'nün (318/1097) payından (2/1097) payın, ...
...'nün 19/1097) payından (7/1097) payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü davalı ... davalılar ... ve ... temyiz etmişlerdir.
Dava tapu tahsis belgesine ve kötüniyet iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Hukuk Genel Kurulunun 4.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;
-Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,
-Tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasanın 18.maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
-İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
-Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
-Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
-Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması.
-İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir.
-Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının
davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Mülkiyeti belediyeye ait olan 3750 ada 1 parselde bulunan gecekondu nedeniyle düzenlenen tapu tahsis belgesi ile davacı murisi ... ... adına 232.00 m2 yer tahsis edilmiş, yapılan imar uygulaması sonucu 31228 ada 8 parsel numaralı taşınmazda düzenleme ortaklık payı düşülerek (115/1097) hisse davacı murisi adına tescil edilmiş, ölümü ile davacı ve iştirakçilerine intikal etmiştir.
Davacı tapu tahsis belgesi uyarınca yapılan tescilin, tahsis miktarından az olduğu gerekçesi ile eldeki davayı açmıştır. Dava konusu parsel davacı, iştirakçileri, davalılar ..., ... ve dava dışı ... ile ... adına kayıtlı olup davalı ... tapuda mülkiyet hakkı sahibi değildir.
Bilindiği üzere tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin davalar, tapuda malik olan kişiye yöneltilmelidir. Davalı ... dava konusu taşınmazda mülkiyet hakkı sahibi olmadığından tescil istemiyle açılan davada davalı sıfatı bulunmamaktadır.
Diğer davalılara gelince; her ne kadar adlarına yapılan tahsisin iptaline ilişkin encümen kararı mevcut ise de bu karar uyarınca davalılar adına yapılan tescilin iptaline ilişkin işlem yapılmadığı gibi davalılar, taşınmazda tahsis dışında belediye hissesinden satın alarak edindikleri payların tevhidi yoluyla mülkiyet hakkı sahibi olup geçerli bir tapu tahsis belgesi ve belediyece yapılan satış ile pay edindiklerinden Türk Medeni Kanununun 1023 ve 1024 maddesi anlamında kötüniyetli olduklarının kabulü olanaklı değildir.
Belirtilen nedenlerle davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/3326, K. 2009/4522, 9 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama