KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/4415 E., 2009/7171 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
608 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.03.2006 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; asıl dava ve birleşen davanın reddine dair verilen 05.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 09.06.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av.... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. ... karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, inanç ilişkisine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek çekişme konusu bağımsız bölüm ve aracın değerinin tahsili, üçüncü kademedeki istek ise davalılardan ...’ye havale yoluyla gönderilen 46.600 ve elden ödenen 400 İngiliz GBP’nin tahsili istemleriyle açılmıştır.
Davalılardan ..., davacının yaptığı havalelerinin ona verdiği borç karşılığı olduğunu, açılan davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı ..., kayda iyiniyetle malik olduğunu, davanın reddi gerekeceğini belirtmiştir.
Mahkemece, dava bütünüyle reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Davadaki istemin dayanağı, inanç ilişkisidir.
İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın
da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolayı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Davacı, sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca iddiasını yazılı delille kanıtlayamadığından mahkemenin bu yönü tespit ederek mülkiyet aktarımı ve taşınmaz değerine yönelik davaları reddetmesinde bir yanılgı yoktur. Ancak;
Davada, davalıya havale suretiyle gönderilen 46.600 İngiliz GBP’nin tahsili de talep edilmiştir. Bu kademedeki isteğin dayanağı Borçlar Kanununun 306. maddesinde tanımı yapılan karz aktidir. Davacı, havale makbuzlarını delil olarak sunmuş ve davalılardan ...’ye 46.600 İngiliz GBP’si ödünç verdiğini kanıtlamıştır. Borçlar Kanununun 312. maddesine göre açtığı dava ile birlikte borç verilen parayı geri isteyebilir. Davalı ... ise bu miktarın kendisine borç verilmediğini, aksine davacıya verdiği borca karşı yapılan ödemeler olduğunu savunduğundan yazılı delile karşı olan bu savunmasını aynı biçimde yazılı delille kanıtlayabilir. Davasını yazılı delille ispat eden davacıya HUMK.nun 354. madde gereğince ayrıca yemin teklifine gerek yoktur.
Bütün bu açıklamalardan sonra mahkemece yapılması gereken ...; davalı ...’den yazılı delile karşı olan karz sözleşmesi savunmasına ilişkin delillerini sorup toplamak, savunma kanıtlanırsa davayı şimdiki gibi bütünüyle reddetmek, savunmanın kanıtlanamaması halinde davacının üçüncü kademedeki istemini kabul etmek olmalıdır.
Mahkemece tüm bu yönler bir yana bırakılarak davanın yazılı olduğu şekilde bütünüyle reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/4415, K. 2009/7171, 9 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama