Asıl ve birleşen davalar, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Her iki davanın davalıları, zamanaşımı def’inde bulunmuştur.
Mahkemece, takip edilmeyen asıl davanın işlemden kaldırılmasına, ... ve ... tarafından açılan davaların kabulü ile 111 ve 114 sayılı parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, asıl ve birleşen davanın davalıları ... ... mirasçıları temyiz etmiştir.
Çekişme konusu 111 ve 114 parsel sayılı taşınmazlar tapuda elbirliği mülkiyetine tabi olarak davalılar adına kayıtlıdır. Elbirliği maliklerinin payları, muhtelif tarihli satış vaadi sözleşmeleri yapılarak paydaşlardan ve davalılardan olan ... ...’e satış vaadinde bulunulmuştur. Tüm elbirliği maliklerinin paylarının, paydaşlardan ... ...’e satışının vaadi hüküm ve sonuç meydana getirir. Çünkü satış, taşınmazların elbirliği malikleri arasında yapılmıştır.
11.11.2002 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle paydaşlardan ... ...’in kendi payını ve diğer elbirliği maliklerinin payını, birleşen davanın davacılarına satışının vaadi de hüküm ve sonuç meydana getirecektir. Dolayısı ile mahkemenin, birleşen davanın davacılarının dayandığı 11.11.2002 tarihli satış vaadi sözleşmesine değer tanıması yasaya uygundur.
Davalıların zamanaşımına ilişkin temyizlerine gelince;
Bir tanımlama yapmak gerekirse zamanaşımı, kanunda belirtilmiş olan süresi içinde talep ve dava edilmemiş olan alacakların özüne dokunmamakla beraber “dava edilebilme vasfını kaybetmesi” sonucunu doğuran bir süre geçimidir.
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden ... davalar için ... bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden burada B.K.nun 125.maddesi hükmü gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. B.K.nun 128.maddesi gereğince de bu sürenin başlangıcında sözleşmenin ifa olanağının doğduğu tarih esas alınır.
Türk Medeni Kanununun 702. maddesi hükmü gereğince elbirliği mülkiyetinde hiçbir ortak için tasarruf edebileceği bir pay söz konusu değildir. Mülkiyet hakkı elbirliği ile ortaklara ait olduğundan elbirliği ortaklığındaki zilyetlik tüm ortaklar adına sürdürülür. Dolayısıyla mirasçı olan satış vaadi borçlusu ... ...’in taşınmazlardaki zilyetliği kendisi ve tüm mirasçılar bakımından sürdürülen zilyetliktir. Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazların vaat alacaklısının dayandığı 11.11.2002 günlü sözleşmeyle birleşen davanın açıldığı 03.10.2005 tarihi arasında 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmemiştir. Davalıların, bu hususa yönelik temyiz itirazları da yerinde değildir.
Yapılan Yargılamaya toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davalıların bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 06.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.