KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/4707 E., 2009/7363 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
447 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.01.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Türk Medeni Kanununun 724.maddesine dayalı temliken tescil istemine ilişkindir. Davalılardan ... ve ..., davayı kabul etmiş, diğer davalılar davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava kabul edilmiştir. Hükmü, davacı ve bir kısım davalılar temyiz etmiştir.
1-Türk Medeni Kanununun 684. ve 718.maddeleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi Türk Medeni Kanununun 722, 723. ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir.
Konunun bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir.Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde diğer koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.Türk Medeni Kanununun 724.maddesi hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir.
Öngörülen iyiniyetin Türk Medeni Kanununun 3.maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur.
Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.Somut olayda; çekişme konusu 537 parselin tapuda . adına kayıtlı olduğu, tarafların, bu kişinin elbirliği mülkiyeti halindeki mirasçıları bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı mirasçı, bilirkişinin 06.06.2006 tarihli krokisinde yeşil ile çevrelediği alanın kendisine ortak mirasbırakan tarafından ev yapılmak üzere bırakıldığını, başka bir anlatımla bu amaç için bağışlandığını iddia etmiştir. HUMK.nun 288.maddesine göre varlığı iddia edilen hukuki işlem 540.00 TL’yi aştığından bu iddianın tanıkla ispatına olanak yoktur. Taraflar arasındaki akrabalık bağı da bu olguyu değiştirmez.
Kısaca, iyiniyet unsuru gerçekleşmediğinden davacının çapa bağlı taşınmazda yapı yapmak suretiyle hak kazanmasına olanak yoktur.Kaldı ki, 537 parsel sayılı taşınmaz tapuda “bahçeli kargir ev” niteliğiyle kayıtlı olup, köyde bulunmaktadır. 3194 sayılı İmar Kanununun 18/son maddesine göre o maddede sayılan istisnalar dışında bu nitelikteki bir yerin yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak şekilde tesciline de olanak bulunmamaktadır.
Yasa hükmü ortada iken ifraz konusunda görüş bildirmeye yetkili olmayan ... İl Özel İdaresinin mütalaasına itibar edilerek davanın kabulü de doğru değildir.
Karar, açıklanan nedenlerle bozulmalıdır. 2-Yukarıdaki bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/4707, K. 2009/7363, 11 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama