KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/5056 E., 2009/7857 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
510 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.12.2004 gününde verilen dilekçe ile kira sözleşmesinin geçersizliğinin tesbiti ve taşınmaza müdahalenin önlenmesi istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... ". ile duruşmasız temyizi davacı köy vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 23.06.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... ... ile karşı taraftan davacı köy vekili Av.... ... geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. ... karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, dava dışı orman idaresi tarafından davacı köye 6831 sayılı Orman Kanununun 57. maddesine göre fıstık çamı ağaçlandırılması için yapılan tahsis işlemine dayanılarak, davalıya kiralama sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti, sözleşmenin iptali ve elatmanın önlenmesi istemleri ile açılmıştır. Davalı, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece 09.04.1992 tarihli kira sözleşmesinin geçersizliğinin tespitine, çekişmeli yere davalının elatmasının önlenmesine karar verilmiştir.Hükmü, taraflar temyiz etmiştir.
1-Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden çekişmeli alanın fıstık çamı ağaçlandırılması için 25.02.1991 tarihinde orman yönetimi tarafından davacı köye 49 yıl süre ile tahsis edildiği, davacı köyün orman idaresine 14.03.1991 tarihli taahhütnamesindeki hükme rağmen aynı yeri 09.04.1992 tarihinde davalıya aynı amaçla kullanılmak kaydı ile kiraladığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmaz davalıya kiralama işleminden sonra davalı tarafından imar edilmiş ve fıstık çamı ürünü alınma aşamasına getirilmiştir. Burada öncelikle belirlenmesi gereken husus Borçlar Kanununun 20.maddesi hükmü gereğince bir sözleşmenin konusu imkansız veya gayri muhik ya da ahlaka (adaba) aykırı olursa o sözleşmenin ifasının mümkün olup olmayacağıdır.
Gerçekten, bir aktin mevzuu imkansızsa o akit ahlaka ve adaba aykırı ise mutlak butlanla batıl olup baştan itibaren geçersizdir. Diğer yandan, orta yerde gabin (B.K.m.21), hata (B.K.m.24), hile (B.K.m.28) veya korkutma (B.K.m.30) iddiaları bulunmakta ise de aktin iptalinin ya da feshinin dava edilmesi mümkündür. Borçlar Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre de, akit (sözleşme) “iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun surette rızalarını beyan etmeleridir”.
Bu tarife göre, iki taraf iradelerini (rıza) karşılıklı ve birbirine uygun açıklamışlarsa akit kurulmuş olacaktır. Kural olarak taraflar, sözleşmenin konusunu ve koşullarını tayinde serbesttir. Buna hukukumuzda sözleşme serbestisi denilmektedir.
Sözleşmeye ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince. Az yukarıda sözü edildiği üzere taraflar arasındaki kira ilişkisi 09.04.1992 tarihinde kurulmuş, davanın açıldığı 27.12.2004 tarihine kadar sözleşme ifa edilmiştir. Davacının sözleşmenin iptalini ya da feshini gerektirir aşırı yararlanma veya iradeyi sakatlayan nedenlere dayalı bir iddiası da yoktur. Yine belirtildiği üzere, sözleşmenin butlanını gerektirir bir yanı da bulunmamaktadır.
Kaldı ki, sözleşme taraflarca uzun yıllardır uygulanmış olduğundan bu gibi iddialarla açılan davalarda iyiniyete dayanılamaz. Davacının verdiği taahhütnameye rağmen sözleşmeden kaynaklanan haklarını dermayan edecek kişi davacı köy tüzel kişiliği değil Borçlar Kanununun 259. Maddesinin kıyasen uygulanması yoluyla dava dışı orman idaresidir.
Yapılan bu hukuksal saptamalara göre mahkemece davanın reddi yerine sözleşmenin butlanını gerektirir bir neden varmış gibi istek hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
2-Yukarıdaki bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/5056, K. 2009/7857, 23 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama