KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/6028 E., 2009/8983 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Temmuz 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
561 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.05.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın muris İlhan İlaslan mirasçıları bakımından kabulüne dair verilen 21.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 14.07.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Av.... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra sözlü sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, harici satın alma iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalılar, davada dayanılan “Satış Senedi” başlıklı senetteki imzanın mirasbırakanları İlhan İlaslan’a ait olmadığını, düzenlenen senetlerdeki lehtar isminin de murislerine ait olmadığını, açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dayanılan harici satış sözleşmesi geçerli olmasa da davacılar çekişme konusu yerde zilyet olduklarından ve davacıların bu zilyetliğine de itiraz edilmediğinden, davada savunma sebebi olarak belirtilen itirazlarda iyi niyetle bağdaşmayacağından bahisle dava kabul edilmiştir. Hükmü, davalı ... dışındaki İlhan İlaslan mirasçıları temyiz etmiştir.
Gerçekten de, tapuda kayıtlı bir taşınmaz satışının geçerliliği için Türk Medeni Kanununun 706. Borçlar Kanununun 213., Tapu Kanununun 26., 1512 sayılı Noterlik Kanununun 60.maddeleri hükümlerince resmi biçim koşuluna uyularak yapılması gerekir. Kanun koyucunun bazı sözleşmelerde şekil koşulu aramasındaki amaç, bazen taraflardan birinin veya her ikisinin bazen de üçüncü kişilerin veyahut kamunun yararını korumak ve hukuki güvenliği sağlamaktır.
26.11.1980 tarih ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında taşınmaz mülkiyetinin geçirim borcu yükleyen sözleşmelerin resmi şekilde yapılmasının tarafları koruyucu amacı “… tarafları dikkate davet etmek, aceleyle yanlış kararlara varmamak ve altından kalkılamayacak yüklere girmemektir” şeklinde ifade edilmiştir. Resmi şekildeki sözleşmeden maksat ise, belirli bir kamu görevlisi tarafından düzenlenecek sözleşmede tarafların açık ve kesin iradelerini belirlemektir.
Şekle uyulmamasının yaptırımı da Borçlar Kanununun 11.maddesinin 2.fıkrasında “şekle uyulmadan yapılan sözleşme sahih olmaz” biçiminde belirtilmiştir. Başka bir anlatımla kanunun, öngördüğü şekil bir geçerlilik (sıhhat) şartı olarak düzenlemiş ve o sözleşme şekle uyulmadan yapılmışsa “geçersizlik” müeyidesini yani hukuki sonucunu doğurur.
Kısaca ifade etmek gerekirse, kanunun öngördüğü şekle uyulmadan yapılan sözleşmeler batıldır ve taraflar bu gibi sözleşmeye dayanarak mülkiyet aktarımı isteminde bulunamaz.
Bu kural, 10.07.1940 tarih ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında “… haricen taşınmaz satılıp da bedeli satana ve taşınmazda alana teslim ve bu suretle taşınmaz alanın intifağına terk edildiği ve sonradan bunlardan biri ferağdan veya teferruğdan imtina ettiği takdirde muteber olmayan bir satım zımnında her iki tarafın verdiğini istirdada hakkı olduğu …” şeklinde belirtilmiştir.
25.01.1984 tarih ve 3/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında ifade edildiği üzere Türk Medeni Kanununun 2.maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralının amacı, hakime özel ve istisnai hallerde hüküm verme imkanını sağlamaktır. Bu istisnai durum, adalete uygun düşecek hüküm kurmanın zorunlu olduğu durumlarda kendini gösterir ve talidir. Orta yerde şekle aykırı bir akit varken ve bu akit Borçlar Kanununun 11.maddesinin 2.fıkrasına göre batıl iken, yasanın emredici ve hakimin resen gözetmesi zorunlu hükmünü bertaraf edecek şekilde hakkın kötüye kullanılması kuralından söz etmek hukuka uygun olmaz.. Aksi halde bu sonuç emredici kuralları tali, hakkın kötüye kullanılması kuralını ise öncelikli hale gelir.
Yapılan bütün bu açıklamalardan sonra, biçim koşuluna uygun yapılmayan sözleşmeye dayanılamayacağı göz ardı edilerek hakkın kötüye kullanılması kuralından söz edilmek suretiyle istem kabul edildiğinden, karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/6028, K. 2009/8983, 16 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama