Davacı kadastro müdürlüğü tarafından 17.06.1993 tarihinde adına kayıtlı 600 parsel sayılı taşımaz ve davalı adına kayıtlı 599 sayılı taşınmazlarda 3402 sayılı yasanın 41. Maddesi uyarınca düzeltme yapıldığını ancak bu işlem ile taşınmazın yüzölçümü miktarının azaltıldığını, bu şekildeki düzeltmeye muvafakatı olmadığını taşınmazın mevcut sınırları bakılmaksızın tescil edildiğini ileri sürerek 599 sayılı parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile kadastroca yapılan ilk tespit gibi tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini savunmuş, mahkemece 3402 sayılı yasanın 12/3 maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir.
5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile yapılan değişiklikten sonra anılan madde;
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda da 599 parsel sayılı taşınmazın malik tarafından yapılan başvuru üzerine kadastro müdürlüğünce 17.06.1993 tarihinde tersimat hatası bulunduğu gerekçesiyle düzeltme yapılmış ve bu düzeltme işlemi 25.07.1994 tarihinde davacıya tebliğ edilmiş, yasal süresi içersinde dava açılmadığı için karar kesinleşmiştir. Şimdi davacı düzeltme işlemi sırasında hata yapıldığı taşınmazın sınırlarının dikkate alınmadığı iddiasıyla taşınmazın tekrar kadastro tespitindeki çapa göre düzeltilmesi için tapu iptali tescil isteğinde bulunmuştur. Açıklanan niteliği ile istem kadastro müdürlüğünün 17.06.1993 tarihli işleminin iptaline yöneliktir.
Bir davada olayları anlatmak tarafların hukuki nitelemeyi yapmak ise mahkemenin görevidir(HUMK m.76). Mahkeme istemi açıklandığı şekilde değilde tapulama öncesi nedenlere dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil olarak değerlendirmiştir.
İstem açıklandığı gibi tapulamaya tekaddüm eden tapu iptali tescil niteliğinde olmayıp 41. maddeye göre yapılan düzeltme işleminin iptalidir ve davanın işlemin tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde açılmaması nedeniyle reddi gerekirken 3402 sayılı yasanan 12/3. maddesi uyarınca reddi doğru değil ise de, karar sonucu itibariyle doğru olduğundan hükmün HUMK.nun 438/son maddesi gereğince gerekçesi açıklındığı şekilde DEĞİŞTİRİLEREK VE DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 17.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.