KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/6433 E., 2009/7252 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
578 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.04.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 30.12.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Hazine, 5586 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki davalı payının 1984 sayılı mera parselinden geldiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil ile 3194 sayılı yasanın 11/2-3 maddeleri uyarınca tapu kaydına yazılan şerhin silinmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazın imar planında depolama alanında kaldığını ve çevresinde yapılaşma bulunduğunu, 4342 sayılı Mera Kanunu’nun geçici 3. maddesindeki koşulların belediye yararlarına gerçekleştiğini savunmuş, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taşınmazın halen meyve bahçesi vasfında olduğu, üzerinde yapı ve tesisin bulunmadığı, 4342 sayılı Mera Kanunun geçici 3. maddesinde yazılı koşulların gerçekleşmediği, davalıya ait payın mera parselinden geldiği gerekçesi ile davanın kabulüne dair verilen karar davalının temyizi üzerine Dairemizin 01.07.2008 tarih 2008/4687 E., 2008/8684 K.Sayılı ilamı ile özetle; davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak dava konusu taşınmazın dava dışı üçüncü kişilere ait 2089 parsel numaralı taşınmaz ile tevhit edildiği, bu nedenle davacının isteminin 1984 numaralı parselden
gelen hisse oranında kabul edilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak bilirkişi raporu ile saptanan payın davacı adına tesciline karar verilmiş, hükmü taraflar temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Davacı ve davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 30 hektar 3406 metrekare yüzölçümlü 1984 parsel sayılı taşınmazın mera vasfıyla tespit edildiği, taşınmazın bulunduğu Alaşar köyünün Büyükşehir belediyesi sınırları içine alınması nedeniyle 13.07.1988 tarihli Belediye Encümen Kararı ile 3194 sayılı Yasanın 11 ve 1580 sayılı Yasanın 159 maddelerinden söz edilerek "arsa" vasfı ile Belediye adına tescil edildiği, 29.11.1996 tarihinde belediye tarafından özel şahıslara ait iken şehirler arası otobüs terminal alanı olarak kamulaştırılan 2089 parsel sayılı taşınmaz ile tevhit edildiği,
aynı tarihte 2109, 2110, 2111 ve 2112 parsel sayılı taşınmaz olarak ifraz edildiği, 20.02.2003 tarihinde de 3194 sayılı Yasanın 18 maddesi uyarınca 2111 parsel sayılı taşınmazın 17857 metrekarelik kesiminin uygulama alanı içine alındığı ve uygulama neticesinde 19 adet imar parselinin oluştuğu, dava konusu parselinde bu imar parsellerinden olduğu anlaşılmıştır.Nitekim Dairemiz bozma kararında da bu husus belirtilmiş, hal böyle olunca,
belediye tarafından yapılan tevhit ve ifraz işlemleri ile 3194 sayılı yasanın 18. maddesi uyarınca yapılan imar uygulamaları göz önüne alınarak H.U.M.K.nun 275 maddesi uyarınca dava konusu 5586 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki davalı payının ne kadarının 2089 parsel sayılı taşınmazdan geldiği uzman bilirkişiye hesaplattırılarak belirlenen bu pay yönünden davanın reddine karar verilme gerektiğine işaret edilmiştir.
Mahkemece bozma kararı kapsamında alınan bilirkişi görüşüne değer verilerek hüküm kurulmuş ise de 27.11.2008 tarihli raporda 1984 parselden gelen hisse 34138/240.000, 25.12.2008 tarihli ek raporda 29046/24.000.000 hisse olarak belirtilmiş olduğu ve gerekçesi de açıklanmadığı halde mahkemece 29064/ 240.000 payın Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Daha açık bir anlatımla hükme esas alınan bilirkişi raporundaki pay ve payda ile hükümde belirtilen pay ve payda miktarları birbirinden farklı olup hükmün şüpheye yer vermeyecek şekilde kurulması gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, bu yön gözetilmeksizin istemin yazılı şekilde hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/6433, K. 2009/7252, 11 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama