KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/6790 E., 2009/7589 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
660 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.10.1994 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, birleşen 1994/299 E. 2005/35 K.sayılı dosya ile davacılar ... ve ... tarafından davalılar ... vd. aleyhine ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kısmen kabul kısmen reddine, birleşen davada ise davacı ...'ün talebinin kısmen kabulüne dair verilen 19.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi asıl dava davacıları ve birleşen dava davacısı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, taşınmaz satış vaadi, harici satın alma ve zilyetlikle iktisap nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davaya cevap veren ... Anaforoğlu mirasçılarından ... ve ... davanın reddini savunmuş, diğer davalılar savunmada bulunmamışlardır.
Birleştirilen 4 ayrı davada davacı ve davalı ... ile ... 108 parsel sayılı taşınmazda pay sahibi olduklarını, davacı ve birleşen davanın davacılarının paylarından yararlanmalarına engel olduğunu ileri sürerek buna karşılık belirtmiş oldukları muhtelif tarihler için ecrimisil ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın davacılarından ...’ün açtığı davanın kısmen kabulüne, ... tarafından açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hükmü davacılar ve davalı ve birleşen davanın davacılarından ... temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriği ile hükmün ... dışındaki davalılar tarafından temyiz edilmemiş olunmasına, özellikle Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213 madde hükümlerince tapulu taşınmazların harici satışına değer verme olanağı bulunmamasına ve tapulu taşınmaz üzerinde zilyetlikle kazanma iddiaları dinlenemeyeceğine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Eldeki davada öncelikle üzerinde durulması gereken husus bir taşınmaz malın elbirliği mülkiyetine tabi iken satış vaadine konu yapılması halinde hukuki durumun ne olduğudur.
Elbirliği mülkiyetinde hiçbir ortak için tasarruf edebileceği bir pay söz konusu değildir. Mülkiyet hakkı elbirliği ile ortaklara aittir. Elbirliği mülkiyetine tabi bir eşya üzerinde hukuki işlemde bulunan taraf tüm malikler adına hareket etmişse (temsil yetkisi varsa) o hukuki işlem tüm ortakları bağlar. Fakat tüm malikler adına hareket eden tarafın temsil yetkisi bulunmamakta ise veya malikler işleme sonradan icazet vermemişse işlem bağlayıcı değildir.
İşlemi yapan tarafın (ortağın) ortaklığa dahil bir mal üzerinde tasarruf yetkisi de olamayacağından işlem ancak borçlandırıcı işlem olarak (sözleşmeyi yapan ortak bakımından) hüküm ve sonuç meydana getirir. Buna rağmen ortaklık tasfiye edildiğinde her ortak kendisine düşecek tasfiye payına ilişkin olarak borçlandırıcı işlemlerde bulunabilir. Örneğin bir mirasçı miras şirketinin tasfiyesi halinde kendisine isabet edecek miras payını bir başkasına satmayı vaat edebilir.
Bu gibi durumlarda sözleşme bir taahhüt sözleşmesi olarak geçerlidir. Ancak sözleşmenin ifası elbirliği mülkiyetinin sona ermesi halinde istenebilir. Fakat, elbirliği ortaklarının biribirlerine yaptıkları satış geçerlidir. Zira bu durumda bir ortağın tasfiye payı azalmakta veya kalmamakta bu pay elbirliği mülkiyetinin diğer ortağının tasfiye payına ilave edilmiş olmaktadır.
Somut olayda, pay tescili hüküm altına alınan...in terekesi iştirak halinde iken mirasçılarından ... satış vadinde bulunmuştur....’nin yaptığı satışda elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazdaki paya ilişkindir. Yukarıda sözü edildiği üzere, bu tür satışlara elbirliği mülkiyeti rejimine tabi olması sebebi ile değer tanınamaz ve bu tür satışlara dayalı davanın dinlenme olanağı yok ise de bu husus temyiz eden tarafların sıfatlarına göre bozma nedeni sayılmamış, düşülen yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
Tarafların diğer temyiz itirazlarına gelince;
HUMK.nun 389.maddesi uyarınca verilen hükmün infazında hiçbir tereddüt doğmaması tarafların yeni bazı uyuşmazlık içine düşmemeleri için açık yazılması, kısaca hükmün infazında tereddüt yaratılmaması gerekir. Oysa mahkemece, çekişme konusu 108 parselde ... oğlu Salih Gürsel adına olan kayıttan mirasçıları ..in ve oğlu ...’in eşi ...’a dosyada mevcut veraset ilamındaki hisselerine isabet edecek oranda, Seniye Telci hakkındaki davanın kabulü ile de 108 parselde bu kişiye ait kaydın iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiş ancak hüküm yerinde bu payların ne olduğu gösterilmemiştir. Bu şekli ile hükmün infaz sırasında tereddüt meydana getireceği açıktır.
Bu yüzden mahkemece HUMK.nun 275.maddesinden yararlanılarak satış vaadine konu edilen pay oranları uzman bir bilirkişiye hesaplattırılmalı, hesaplanacak paylar davacılar adına tescil edilmelidir.
Değinilen bu hususun gözardı edilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/6790, K. 2009/7589, 16 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama