KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/6809 E., 2009/7902 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
623 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.08.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar maliki oldukları 366 parsel sayılı ve tarımsal faaliyette bulundukları taşınmazın batısından geçen yolun birçok bölümünün zirai araçların geçişine uygun genişlikte olmaması nedeniyle davalı ve dahili davalıların taşınmazından geçit hakkı kurulması isteminde bulunmuştur.Mahkemece davacıların mevcut yolu kullanmak suretiyle geçit ihtiyaçlarını karşılayacakları gerekçesiyle dava reddedilmiş, hükmü davacılar vekili temyiz etmiştir.Dava, Türk Medeni Kanununun 747.maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Ülkemizde arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır.
Uygulama ve doktirinde genellikle bunlardan ilkine "mutlak geçit ihtiyacı" veya "geçit yoksunluğu" ikincisine de "nisbi geçit ihtiyacı" ya da "geçit yetersizliği" denilmektedir.Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin
tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir.
Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir.
Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir.
Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır. Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ışığında dava konusu taşınmazın nisbi geçit ihtiyacı içinde olduğu taşınmazın batısında geçen yolun bazı bölümlerinin motorlu araçların geçişine uygun olmadığı, yüklü ve yüksüz hayvan geçişinin de mümkün olmayıp sadece insan geçişine müsait olduğu anlaşılmaktadır.
Davacıların maliki oldukları ve zirai faaliyette bulundukları taşınmazdan elde ettikleri ürünlerin hasadı, harmanı ve nakli için gereken araçların geçebileceği genişlikte yol ihtiyacı içinde oldukları dosyada mevcut bilirkişi raporları ile anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece yolun geçit ihtiyacını karşılamayan bölümlerinin ihtiyaca cevap verecek şekilde genişletecek tarzda hüküm kurulması gerekirken, davacıların geçit ihtiyacının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmiş olması yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/6809, K. 2009/7902, 25 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama