KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/6975 E., 2009/8005 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
526 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı-davalı ... vekili tarafından, davalı-davacı ... aleyhine 10.04.2008 ve 03.06.2008 gününde verilen dilekçeler ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; birleşen dosya isteminin kabulüne, asıl dosya isteminin reddine dair verilen 12.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı-davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ..., davalı ...’ın beton direk dikmek yoluyla 232, 233 ve 2179 parsel sayılı taşınmazlarında bulunan fidanları kırdığını, mahsulüne zarar verdiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesini istemiştir.
Birleştirme kararı verilen Susurluk Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2008/385-447 sayılı dosyasında, davacı ..., 250 parsel sayılı taşınmazında bulunan beton direk ve tel örgüleri davalının söktüğünü, zararın tespit dosyası ile belirlendiğini, ayrıca, köpek kulübesi ve trafo yaparak taşınmaza el attığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesini, yapıların kaldırılmasını, 488,00TL zarar ile 457,94TL tespit gideri olmak üzere 945,94TL.nin davalıdan alınmasını istemiştir.
Mahkemece, asıl dava istemlerinin reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı (birleştirilen dosyanın davalısı) ... vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davacı-davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir.
2-Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi; birleşen dava, elatmanın önlenmesi ve tazminat istemlerine ilişkindir.
Bir kişinin gerek kasten, gerek ihmal ve teseyyüb yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye karşı yaptığı davranışlar haksız eylem olarak nitelendirilir. Bu haksız eylemler sonucu doğan zararı tazmin yükümüne de haksız fiil sorumluluğu denir. Haksız eylem sonucu oluşan maddi zarar, malvarlığının haksız fiil işlendikten sonra halen mevcut bugünkü durumu ve malvarlığının haksız eylem işlenmeden önceki durumunun arasındaki farktır. Haksız eyleme dayanarak tazminat isteminde bulunan kişi zararı ve zarar miktarını kanıtlamakla yükümlüdür. Borçlar Kanununun “Mesuliyet şeraiti” başlığını taşıyan 41.maddesinde de “Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.
Ahlaka mugayir bir fiil ile başka bir kimsenin zarara uğramasına bilerek sebebiyet veren şahıs, kezalik o zararı tazmine mecburdur” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, davalı (birleşen dosya davacısı) ..., dava dilekçesinde kanıt olarak “tapu kayıtları, keşif, bilirkişi incelemesi, tespit dosyası, sair yasal delillere” dayanmıştır.
Mahkemece, hükme esas alınan 14.11.2008 günlü fen bilirkişi raporunda 250 parsel sayılı taşınmaz içerisinde 47 adet beton direk çukurunun, elektrik direği ile trafo ve hayvan kulübesinin bulunduğu belirtilmiş; aynı tarihli inşaat bilirkişi raporunda da 47 adet beton direğin sökülerek davacı taşınmazına atıldığı ve üç adedinin kullanılamaz durumda olduğu belirlenerek, zarar miktarı hesaplanmıştır.
Türk Medeni Kanununun 6. maddesi uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Davalının 250 parsel sayılı taşınmazına elatıldığı kanıtlanmıştır. Ancak, gerek tespit dosyasından gerekse mahkemece toplanan kanıtlardan davalının parseli içerisinde bulunan beton direkleri davacının sökmek yoluyla zarar verdiği kanıtlanamamıştır.
Diğer bir ifade ile, zarar olgusu sabit olduğu halde, beton direklere davacının zarar verdiği kanıtlanmamıştır. Mahkemece, yapılan bu saptamalara göre, davalının 250 parsel sayılı taşınmazında oluşan zarara yönelik isteminin reddi yerine, davanın bu istem yönünden kabulü doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/6975, K. 2009/8005, 25 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama