KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/7495 E., 2009/8752 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
507 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı temsilcisi tarafından, davalılar aleyhine 30.11.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.09.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve ...vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, çekişmeli taşınmazın öncesinin yayla olduğu, zilyetlikle kazanılmasının söz konusu edilemeyeceği iddiasıyla tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırılarak özel sicile işlenmesi istemine ilişkindir. Davalılardan ...vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalılardan ... ve ....vekili temyiz etmiştir.
Davaya konu taşınmaz elbirliği hükümlerine tabi olarak davalılar ... ... , ... , ve ... adlarına kayıtlıdır. Dava, maliklerden ... vekili tarafından takip edilmiş olup, diğer malikler Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinde öngörülen biçimde çağrılmadıklarından onların yokluğunda yapılmıştır. Davalılara dava dilekçesi ile duruşma gününün Tebligat Kanununun 21. maddesine göre komşu imzası da alınmak suretiyle tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle öncelikle anılan madde uyarınca geçerli tebligatın ne şekilde olacağının irdelenmesi gerekmektedir.
Tebligat Kanununun 21. maddesine göre kendisine tebligat yapılacak kimse, gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine yada memuruna imza karşılığı teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine bildirir.
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin 1. fıkrası uyarınca da tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturularak, alınan beyanı teblig mazbatasına yazıp, altını imzalatması gerekir.
Eldeki davada davalıya çıkarılan tebligat incelendiğinde. 02.02.2006 tarihli duruşma gününün 29.12.2005 tarihinde Tebligat Kanununun 21.maddesine göre tebliğ edildiği, tebligata adres kapalı olduğundan komşusu B.Barçın'a haber verilerek bir örneğin kapıya yapıştırıldığı yazılmıştır.
Komşu B.Barçın'ın imzası alınmasına rağmen Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin 1. fıkrası hükmünün tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan kişilerden soruşturarak alınan beyanı tebliğ mazbatasına yazılmamış, sadece "adres kapalı olduğundan" şeklinde yazılmıştır. Adres kapalıdır ama adres neden kapalıdır! muhatap işte mi, tarlaya mı gitti, kısa süreliğine başka yere gitti geri dönecek gibi bir açıklık yoktur.
Muhatap ölmüş olması durumunda da adres kapalı olacaktır. Bu durumda yapılan tebligatın geçerli sayılması mümkün değildir. Tebligat Kanununun 21.maddesine göre yapılan tebligatın geçerli olması için haber verilen komşunun imzasının alınmış olması tebligatı geçerli kılmaz. Geçersiz tebligat yapılan adrese kararın Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğe çıkarılması ile kaza merciince usulüne uygun bir tebligat yaptırılmamış olduğundan karar kesinleştirilemez.
Tebligat yöntemine uyulmayarak davalılara yapılan tebliğ ile davalıların yokluğunda yargılama yapıldığından savunma haklarının kısıtlandığı açıktır. HUMK.nun 73. maddesine aykırı bir şekilde yapılıp bitirilen yargılamaya dayalı hükmün bozulması gerekmiştir. Yunus Emre Evlice vekili hükmü temyiz etmemiş ise de elbirliği mülkiyet hükümlerine göre diğer paydaşlar yararına yapılan bozmadan onunda yararlanması gerektiğinden bozmanın ona da teşmiline karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/7495, K. 2009/8752, 9 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama