KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/7796 E., 2009/8493 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
392 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.08.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 31.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dava dışı Gümüşer İnşaat Limited Şirketi ile yapmış olduğu sözleşme gereğince 17.06.2003 tarihinde çekilen kura ile dava konusu bağımsız bölümün kendisine ait olduğunun saptandığı halde davalının kullanımında bulunduğunu, çekilen ihtarnameye rağmen işgalin sona erdirilmediğini belirterek elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, söz konusu taşınmazın davacının bilgi ve rızası ile kendisine satıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, kişisel hakka dayalı elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
4822 sayılı Kanununla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 3.maddesinin (c) bendi ile konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar da Tüketicinin Korunması Kanunun kapsamına alınmıştır.
Dava konusu taşınmaz “konut” niteliğindedir. Anılan yasanın (e) bendindeki tanıma göre tüketici; bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek veya tüzel kişiyi, (f) bendindeki tanıma göre de satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri ifade eder.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 23.maddesi hükmüne göre de, bu kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerekir.
Somut olayda; davacının dayandığı sözleşme “Kooperatif usulü yapılan gayrimenkul sözleşmesi” başlığını taşımakta ise de satıcı şirketin kooperatif sıfatı ile mi yoksa yüklenici sıfatı ile mi hareket ettiği dosya kapsamından saptanamamaktadır. Kamu düzenine ilişkin olup mahkemece resen gözetilmesi gereken bu husus üzerinde durulmaksızın işin esasına girilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Belirtilen nedenle mahkemece öncelikle içeriği yukarıda açıklanan hükümler gözetilerek tarafların sıfatı saptanmalı, davacı tüketici, yüklenicinin temlikine dayanarak eldeki davayı açmış ise o yerde ayrı bir tüketici mahkemesi varsa çekişmenin tüketici mahkemesinde görülmesi aksi halde davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması yasadan kaynaklanan bir zorunluluktur.
Mahkemece kamu düzeninden olan görev hususu re’sen gözetilerek yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılması yerine çekişmenin esasının incelenip karara bağlanması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/7796, K. 2009/8493, 6 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama