KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/7872 E., 2009/8186 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
404 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar ... ve Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine 22.03.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, birleşen davanın davacısı ... vekili tarafından ... aleyhine 19.12.2006 gününde verilen dilekçe ile men'i müdahale, kal ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine ve birleşen davanın reddine dair verilen 03.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili ve davalı/davacı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, 14.01.1983 günlü satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Birleşen davada, mülkiyet hakkına dayanılarak elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil isteğinde bulunulmuştur.
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı ... ve birleşen davanın davacısı ... temyiz etmiştir.
Borçlar Kanununun 23. ve devamı maddelerinde düzenlenen hata, gerçeğe uymayan bir bilgi veya düşünceye sahip olunması sonucu gerçeği ifade zannı ile hakikate uymayan o bilgi veya düşüncenin açıklanmasıdır. Burada tarafların karşılıklı beyanları birbirine uyduğu halde beyanlarla iç irade arasında istenilmeyerek meydana gelen bir uygunsuzluk söz konusudur. Eğer bu uygunsuzluk istenilmeyerek veya bilinmeksizin meydana gelmişse ortada özel ve teknik anlamda bir hata var demektir. Asıl davacının yapılan bu açıklamalar doğrultusunda bir iddiası bulunmamaktadır. Dosyada tapu sicilinin hatasından
bahsedilmesi tapu iptal, tescil davasının hata iddiasına dayandırıldığını göstermez. Bir davada olayları anlatmak taraflara hukuki tavsif ise hakime aittir. Davada 14.01.1983 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayanılarak mülkiyet aktarımı istenildiği halde hata hukuki nedeninden söz edilmek suretiyle davanın reddi doğru olmamıştır.
Gerçekten, kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Mahkemece yapılması gereken ...; davacının dayandığı 14.01.1983 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ve birleşen davadaki mülkiyet hakkına ilişkin istemi toplanan delillere göre değerlendirmek ve sonucuna uygun bir hüküm kurmak olmalıdır. Hukuki saptamada yanılgılı değerlendirme sonucu asıl ve birleşen davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/7872, K. 2009/8186, 30 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama