KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/8017 E., 2009/8422 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
325 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.04.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi ve tapuya tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 2199 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydında yanlış yazılan malik isimlerinin düzeltilmesini ve tapu kaydında ismi bulunmayan fakat tapuda hak sahibi olan Süheyla ...’in de tapu kaydına müşterek malik olarak eklenmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır. Dosyada mevcut veraset ilamı ve nüfus kayıtlarına göre davacı, tapu kaydında ismi doğru olarak yazılı bulunan İrfan ... mirasçısı olup, tapu kaydında isim düzeltilmesini istediği kişilerle mirasçılık bağı bulunmamaktadır.
Davacının “Süheyla ...”in paydaş olarak tapu kaydına eklenmesi istemi ise tapu iptali tescil davası konusu olup, davacının böyle bir davayı
açmakta da hukuki yararı bulunmamaktadır. Hukuki yarar dava şartları arasında bulunduğundan mahkemece resen gözetilmelidir. Ayrıca tapu sicilinde yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesine ilişkin davalar, özünde mülkiyet tartışması bulunmayan taşınmazlara ilişkin olarak açılır. Dava ile uyuşmazlık konusu parsellerde paylara ilişkin mülkiyet uyuşmazlığı çıkarıldığına göre yukarıda açıklanan iki davanın, davalı yanı oluşturacak hasımları tamamen farklı ve birbirleri ile ilişkili bulunmadıklarından ve temyiz inceleme mercii de farklı olduğundan bu iki davanın birlikte yürütülmesi de mümkün değildir.
Mahkemece bu nedenlerle davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/8017, K. 2009/8422, 6 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama