KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/8053 E., 2009/8490 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
448 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.08.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı adına kayıtlı 1028 parsel numaralı taşınmazın genel yol ile bağlantısının bulunmadığını belirterek davalılara ait taşınmazlardan geçit hakkı isteğinde bulunmuştur.
Bur kısım davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, aleyhine geçit hakkı tesis edilen parsel malikleri temyiz etmiştir.
Dava ehliyeti davada taraf olma ehliyetidir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, taraf ehliyetini tanımlamamış, 38. maddesiyle Türk Medeni Kanununa yollamada bulunmakla yetinmiştir. Türk Medeni Kanunu ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek, medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını, her gerçek kişinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren taraf ehliyetini kazanacağını ve yaşadığı sürece taraf ehliyetinin devam edeceğini belirtmiştir.
Öte yandan Türk Medeni Kanununun 28. maddesinde, gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği belirtilmiştir. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği kuşkusuzdur.
Bu itibarla, gerek Türk Medeni Kanunu gerekse Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, dava açıldığı zaman hayatta bulunan kişiler yönünden düzenleyici hükümler koymuş, ölen kişiler hakkında açılacak davalar yasalarımızda yer almamıştır. Nitekim 04.05.1978 tarihli ve 1978/4-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da dava tarihinden önce ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği, aleyhine dava açılamayacağı, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş kimsenin mirasçılarına halefiyet kuralı uygulanamayacağından davaya dahil edilmek veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği vurgulanmış, bu doğrultudaki içtihatlar kararlılık kazanmıştır.
Somut olayda;
Aleyhine geçit hakkı kurulan 1027 parsel paylı mülkiyete tabi olup, paydaşlarından ... 12.7.2006, ... ise 17.08.1990 tarihinde ve davadan önce ölmüşlerdir.
Davacı dilekçesinde davasını bu maliklere yöneltmiş, ölü olduklarının anlaşılması üzerine mirasçıları davaya dahil edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak az yukarıda açıklandığı üzere gerçek kişi ölümle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetini kaybeder. 4.5.1978 tarih 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, dava tarihinden önce ölen kişinin dava tarihinde şahsiyeti sona ereceğinden mirasçılarına halefiyet kuralı uygulanmaz. Belirtilen nedenle dava tarihinden önce parsel maliklerinin mirasçıları aleyhine usulüne uygun olarak açılacak dava eldeki dava ile birleştirilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra bir hüküm kurulması gerekirken davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru olmadığından bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/8053, K. 2009/8490, 6 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama