KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/8138 E., 2009/10717 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
307 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.06.2006 gününde verilen dilekçe ile kira sözleşmesinin feshi ve zararın tazmini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 05.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, 30.03.2006 başlangıç tarihli 3 yıl süreli zirai ürün kira sözleşmesinin feshi istemi ile açılmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Taraflar arasında içeriği çekişmesiz olan 30.03.2006 günlü zirai ürün kira sözleşmesi yanlara karşılıklı hak ve borçlar yükler. Niteliği gereği de kira sözleşmeleri sürekli edimli sözleşmelerdendir. Kira ilişkisinin sürdürülmesinde karşılıklı iyiniyet ve güven önemli faktördür.
Gerçekten, BK. m.272 hükmü uyarınca kiralayan kiralananı kullanma veya işletme süresince sözleşmedeki maksadına uygun hazır bulundurmak zorundadır. Eğer iyiniyet kurallarına aykırı olarak bu borç kiralayan tarafından yerine getirilmemişse kiracı, BK. m.272’nin adi kira hükümlerine yaptığı gönderme nedeniyle BK. m.250’ye dayanarak sözleşmeyi feshedebileceği gibi yine akdin icrası tahammül edilmez bir noktaya gelmişse sözleşmenin BK. m.274/son hükmüne dayanarak da akdi feshetmek yetkisine sahiptir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; dosyada yer alan bilgi ve belgelerden tamamının davalı kiralayanın müştekisi olduğu beş ayrı suçtan dolayı davacı hakkında muhtelif eylemlere dayanarak ceza kovuşturması yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı hakkında ceza kovuşturması yapan makam tarafından takipsizlik kararı verilmiş olsa da bu olgunun varlığı aktin her iki taraf bakımından da çekilmez hale geldiğini gösterir. Başka bir anlatımla taraflardan bu noktada akti sürdürme iradesi beklenemez. Kaldı ki, dinlenen bir kısım tanıklar da taraflar arasındaki kavganın varlığını ifade etmiştir.
Yapılan saptamaya göre mahkemece istemin hüküm altına alınması yerine delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek dava reddolunduğundan karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/8138, K. 2009/10717, 12 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama