KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/8332 E., 2009/11449 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
503 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.07.2008 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil.
03.11.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile tapu iptal ve tescil talebi olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne dair verilen 21.04.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 20.10.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. ... ile karşı taraf davacı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, 22.04.2008 günlü biçimine uygun düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı, davada dayanılan satış vaadi sözleşmesinin gerçeği yansıtmadığını, sözleşmede yazılı satış bedelini de almadığını, kaldı ki taşınmazın elbirliği mülkiyeti rejimine tabi olduğunu, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazdaki mevcut mülkiyet rejimi paylı hale dönüştürülerek istek kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 325 parsel sayılı taşınmazın tapuda davalının miras bırakanı annesi ... ile babası ... ... adına 1/2’şer paylı olarak kayıtlı bulunduğu kayıt maliklerinden ...’nın 1989’ da eşi olan diğer malik ... ...’nın 1984 yılında öldüğü, davalının ana ve babası olan kayıt maliklerinin davalı dışında başkaca mirasçıları da olduğu, kısaca 325 parsel sayılı taşınmazın elbirliği mülkiyetine tabi bulunduğu anlaşılmaktadır.
Elbirliği mülkiyetinde hiçbir ortak için tasarruf edebileceği pay söz konusu değildir. Mülkiyet hakkı elbirliği ile ortaklara aittir. Elbirliği mülkiyetine tabi bir eşya üzerinde hukuki işlemde bulunan taraf tüm malikler adına hareket etmişse (temsil yetkisi varsa) o hukuki işlem tüm ortakları bağlar. Fakat tüm malikler adına hareket eden tarafın temsil yetkisi bulunmamakta ise veya malikler işleme sonradan icazet vermemişse işlem bağlayıcı değildir.
İşlemi yapan tarafın (ortağın) ortaklığa dahil bir mal üzerinde tasarruf yetkisi de olamayacağından işlem ancak borçlandırıcı işlem olarak (sözleşmeyi yapan ortak bakımından) hüküm ve sonuç meydana getirir. Buna rağmen ortaklık tasfiye edildiğinde her ortak kendisine düşecek tasfiye payına ilişkin olarak borçlandırıcı işlemlerde bulunabilir. Örneğin bir mirasçı miras şirketinin tasfiyesi halinde kendisine isabet edecek miras payını bir başkasına satmayı vaat edebilir.
Bu gibi durumlarda sözleşme bir taahhüt sözleşmesi olarak geçerlidir. Ancak sözleşmenin ifası elbirliği mülkiyetinin sona ermesi halinde istenebilir. Fakat, elbirliği ortaklarının bir birlerine yaptıkları satış geçerlidir. Zira bu durumda bir ortağın tasfiye payı azalmakta veya kalmamakta bu pay elbirliği mülkiyetinin diğer ortağının tasfiye payına ilave edilmiş olmaktadır.
Somut olayda, 325 sayılı parselin elbirliği maliklerinden olan davalının tek başına yaptığı satış vaadi sözleşmesinin ifası ancak elbirliği mülkiyetinin sona ermesi durumunda dava edilebileceğinden bu aşamada satış vaadi sözleşmesine dayanılarak açılan davanın dinlenme olanağı yoktur. Davacının mülkiyet aktarımı istemi bu nedenle reddolunmalı, yargılama sırasında ıslah suretiyle öne sürülen istek incelenerek bunun sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır. Değinilen yönün gözardı edilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/8332, K. 2009/11449, 22 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama