KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/8809 E., 2009/11427 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
346 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.11.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.03.3009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, mer'a dan kazanıldığı iddia edilen 33 parsel sayılı taşınmazın kayıt miktar fazlasının mer'a olarak sınırlandırılması istemi ile açılmıştır.
Mahkemece, hükmüne uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak krokide B harfi ile gösterilen 491 m2 lik yere ilişkin davanın kabulü ile tapu kaydının iptaline ve bu bölümün mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; çekişme konusu 33 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 30.03.1988 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 27.11.2006 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
25.02.2009 tarihinde kabul edilerek 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı kanunun 2. maddesi ile, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3. fıkrasına ekleme yapılmıştır. Anılan hüküm, "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır" şeklindedir.
Diğer taraftan, 5841 sayılı kanunun 3. maddesi ile de 3402 sayılı Kadastro Kanununa geçici 10. madde eklenmiştir. Bu madde ise "bu kanunun 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" kuralını getirmiştir.
Anılan hükümler gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği 30.03.1988 tarihi ile davanın açıldığı 27.11.2006 tarihi arasında Kadastro Kanununun değişik 12. maddesinde sözü edilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Yasada yapılan bu değişiklikten ötürü de mahkemenin Dairemiz bozma kararına uyarak işlem yapmış olması karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak meydana getirmez. Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/8809, K. 2009/11427, 22 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama